Öne Çıkanlar Donald Trump BAKAN VE İSTANBUL BELEDİYESİNE UYARI Putin QSD Irak

Bu haber kez okundu.

Çiçek: Keşke vekillerin tutuklanmasını engelleyecek düzenleme yapılabilseydi

ROJHABER - AK Parti'li Çiçek, HDP eşbaşkan ve milletvekillerinin tutuklanmasını Duvar’a değerlendirdi. ABD ile ilişkileri ‘limoni’ olarak niteleyen Çiçek 'İhtiyatlı bir iyimserlik içinde olmamamız gerekir' dedi. 

AK Parti Ankara Milletvekili, TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek, tutuklanıp farklı cezaevlerine dağıtılan 10 HDP milletvekilinin ifadeye gitmemelerini ‘Kuralları tanımıyoruz, zorla götürsünler’ tavrı olarak yorumladı ve doğru bulmadığını söyledi. 2011 seçimlerinden sonra Anayasa Mahkemesi kararıyla tahliye edilen milletvekillerinin daha sonra bu maddeleri düzeltmek için hiçbir şey yapmadıklarını, vekillerin tutukluğunu engelleyecek Anayasa değişikliği konusunda dört partinin uzlaşamadığını belirten Çiçek, “Burada da sorumlu, savcıdan hakimden evvel siyaset kurumumu kendisidir. Keşke o maddeleri düzeltebilselerdi zamanında” ifadelerini kullandı.

Anayasa çalışmalarında milletvekillerinin statüsünün gündem olmadığını anlatan Çiçek, “Şu an daha çok Anayasa’nın hükümet modeliyle ilgili kısmı konuşuluyor” dedi.

Çiçek, HDP’nin eşbaşkanları dâhil 10 milletvekilinin tutuklanmasını ve Trump döneminde muhtemel ABD-Türkiye ilişkilerini değerlendirdi:

‘HAKİMDEN ÖNCE SİYASET KURUMU SORUMLU’

– Tutukluluk bizde tedbirdir. Demokrasilerde tutukluluk hüküm anlamına gelmez. Tutukluğun hangi şartlarda olduğu bizim mevzuatımızda belli. 2011’de de bir tutuklama vardı seçildikleri zaman. Maalesef o zaman siyaset kurumu bu durumu düzenleyecek ortak noktada buluşamadı. Anlaşılan 60 madde içerisinde milletvekillerinin tutuklanmasını engelleyecek hükümde dört parti anlaşamadı. Bugün de aynı dört parti var. Dolasıyla yanlış kurallar orada durduğu sürece bu türü sonuçlar olur. Ben sonuçtan giderek söylüyorum. Burada da sorumlu savcıdan hâkimden evvel siyaset kurumumu kendisidir.

‘HDP’NİN ‘ZORLA GÖTÜRSÜNLER’ TAVRI DOĞRU DEĞİLDİ’

– Keşke o maddeleri düzeltebilselerdi zamanında. Anayasa Mahkemesi kararıyla tutuklulukları sona erince o zaman tutuklanan milletvekilleri de tahliye olduktan sonra hiçbir şey yapmadılar. Geriye dönük Meclis çalışmalarına baktığımızda bu bir siyasi söylemin ötesine geçmiyor. Yani konuyu siyaseten tartışabiliriz ama öbür noktada hukuk kuralları işleyecek. Bu yanlış kurallar burada durduğu sürece bu niye öyle oluyor yine tarzındaki tartışmanın hukuken bir anlamı yok. Bu kuralları Meclis koyuyor, ceza kanunu, usul kanunu, anayasayı yapan Meclis, kuralı koyan makamda görev yapanlar da ben bu kuralları tanımıyorum diyemez. Yani HDP’lilerin ‘Biz gitmeyiz, bu kuralları tanımıyoruz, zorla götürsünler’ tarzındaki tavırları bence çok doğru değildi. Bunu yapmamaları lazımdı. Gidersiniz ifadenizi verirsiniz o ayrı bir mesele. Ama yürürlükte olan bir kural yürürlükten kalkmadığı sürece gelişigüzel ‘ben bunu tanımıyorum’ derseniz sabaha kadar uğraşıp kanun çıkarmanı da anlamı yok. Konuyu değerlendirirken siyaseten farklı, hukuken farklı değerlendirebilirsiniz. Bir de sorumluluk kimdedir ona iyi bakmak gerekir. Maalesef Türkiye bir kez daha bu tartışmaları yaşıyor. Bu da bizim toplum olarak zaafımızdır. Bir konuyu tartışıyor sonra onu unutuyoruz sonra gündeme gelince yeniden tartışıyoruz. Onun için bu konularda ne söylenmesi gerekiyorsa 2011 seçimleri sonrası çok söyledim. Meclis Başkanlığım sırasında çok söyledim. Ama bu kuralları değiştiremedik, değiştiremediğimiz sürece ‘bu neden oluyor’ tarzındaki açıklamalar tribünlere yönelik olur. Bunu yapmayı hoş bulmam.

– Siyaset ayrı bir konu. Ama bu konularla ilgili ortak bir çaba yok. Şu an daha çok hükümet modeli ilgili kısmı konuşuluyor Anayasa’nın. Milletvekillerinin statüsüyle ilgili bir konuşma şu an gündemde yok.

‘ABD’YLE İLİŞKİLERİMİZ LİMONİ’

– Trump’ın seçilmiş olması Amerikan halkının bir tercihidir. Buna saygı duymak lazım. Ümit ederiz ki yeni bir sayfa açılmış olsun. Maalesef Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerimiz şu an epey limoni. Bir çok konuda farklılıklarımız var. Stratejik ortak diyoruz, model ortak diyoruz, ama zaman zaman Amerika’nın Türkiye yerine bir terör örgütünü tercih ettiği yönünde de çok açık kararlar, göstergeler, tavırlar var. Bunlar da bizi ciddi ölçüde rahatsız ediyor. İlişkilerimizin gelişmesini büyük ölçüde zedeliyor. O nedenle artık o anlayışın hilafına bir tercih çıktı orta yere.

‘İHTİYATLI  BİR İYİMSERLİK İÇİNDE OLMAMIZ LÂZIM’

– Şimdi bu noktada ekonomide ne yapar ne eder o ayrı bir olay ama bizi bilgilendiren yönü savunma politikaları ve dış politikadır. Terör konusunda yeni yönetimin tavrıdır. Ümit ediyoruz ki; yeni bir sayfa açılmış olsun. Bunun ne yönde gelişeceği önünüzdeki günlerde alacakları kararlara, bu işlerden sorumlu bakanların kimler olacağına bağlı. İhtiyatlı bir iyimserlik içinde olmamamız gerekir diye düşünüyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.