Öne Çıkanlar Donald Trump BAKAN VE İSTANBUL BELEDİYESİNE UYARI Putin QSD Irak

Bu haber kez okundu.

Katil T.C. Bremen’de
ROJHABER Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E), Alman polisinin Osmanen Germania operasyonu sonrasında yaptığı açıklamada, Erdoğan'ın yönlendirdiği Avrupa'daki örgütlenmenin suikast planlarını anlattı!

* Erdoğan, Avrupa'ya birçok ajan ve cinayet işlemek için yetiştirilmiş katil gönderdi. 

* Konsolosluk ve elçilik personelleri, diplomat kimliği kisvesiyle ajanlaştırma faaliyetleri yürütüyor. 

* Elçilik binaları, MİT merkezlerine dönüştürüldü. Kürt siyasetçiler hakkında bilgiler, buralarda toplanıyor.

* Almanya ve Fransa’da Kürt siyasetçileri öldürme girişiminde bulunan isimler tespit edildi, resmi makamlara bildirildi.

* Türk devleti, 'kontrgerilla karargahı' Kıbrıs’tan Kürt siyasetçileri öldürmek için Almanya’ya profesyonel katil gönderdi. 

* T.C. isimli bu kişinin amacı, KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç ve KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal’ı öldürmekti.

* Bremen'de yaşayan T.C.'nin Avrupa Konseyi ve Parlamentosu'ndaki Türk 'diplomatlarıyla' ilişkisi de tespit edildi.

* Almanya savcıları, tüm bu gelişmelerden haberdar; konuya ilişkin devam eden 2 dava bulunuyor.

Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E) yazılı bir açıklama yaparak Kürt siyasetçilere yönelik suikast hazırlığında olan MİT elemanlarına ilişkin ellerinde somut belgeler olduğunu ve bu belgeleri yakında kamuoyu ile paylaşacaklarını açıkladı. Almanya’da hali hazırda 1 hücreyi deşifre ettiklerini ve gerekli tüm belgeleri Alman polisi ile paylaştıklarını belirten KCDK-E, konuya ilişkin 2 dava açıldığını ifade etti. 

‘Erdoğan cinayetleri üstlendi’

KCDK-E yaptığı yazılı açıklamasında 2013 yılında Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçileri hatırlatarak şu hususları kamuoyu ile paylaştı: “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılında, Kürt siyasetçiler ve kurum temsilcilerine yönelik, ‘Nerede olursa olsun, ister yurt içinde, ister yurtdışında olsun bulundukları inlerinde vuracağız’ açıklamasından sonra Paris’te 3 Kürt kadını Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez hunharca katledildi. Erdoğan’ın açıklaması, yurtdışında, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarının dışında da muhalif konumunda olan kişilerin öldürülebilecekleri anlamına geliyordu. Erdoğan’ın, bir başka konuşmasında da “Dünyayı onlara daraltacağız, Avrupa’nın her yerinde ellerini- kollarını sallayarak dolaşıyorlar, buna izin vermeyeceğiz” demesi de, bu cinayetleri üstlenmenin itirafıydı. Erdoğan’ın, son birkaç hafta içinde de defalarca ‘Avrupa’ya sesleniyorum, ülkenizde dolaşan PKK’lileri ya bize verin, ya da sonuçlarına katlanacaksınız’ demesi, yine cinayetler işleyeceklerinin çok açık ve net bir ifadesidir.”

Diplomat adı altında ajanlık

Açıklamada devamla şu ifadeler kullanıldı: “Türk devleti ve onun en yetkili temsilcisi olan Erdoğan, sadece tehdit etmekle yetinmedi aynı zamanda Avrupa’ya bir çok ajan, özel vurucu güç ve cinayet işlemek için yetiştirilmiş katil gönderdi. Böylece resmi ve gayri resmi kurum ve bireyler adeta cirit atmaya, Kürtlerin bulundukları kurumları gözetlemeye, Kürt siyasetçileri izlemeye ve haklarında bilgi almaya başladı. Bunun sonucunda, Avrupa’daki konsolosluk ve elçilikler, diplomat kimliği adı altında ajanlaştırma faaliyetleri yürüterek, Kürtler ve Kürt siyasetçileri hakkında bilgi toplama ve toplanan bilgileri Milli İstihbarat Teşkilatı’na vermek için özel çalışma yerleri haline dönüştürülmüştür. Türk elçilik ve konsoloslukları adeta MİT merkezlerine dönüştürüldü.” 

KCDK-E, Federal İçişleri Bakanlığı’nın, Federal Parlamento’da bir soru önergesine verdiği yanıtta “Almanya’da 6 bin MİT elemanı var” ifadelerini hatırlatarak şu vurgulamada bulundu: “Tüm bunlar somut bilgiler olarak tespit edildi. Almanya ve Fransa başta olmak üzere hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinde Kürt siyasetçilerini öldürme, haklarında bilgi toplama, şantaj yapma, teknik kullanarak ses alma, fotoğraf elde etme gibi girişimlerde bulunulan isimler tespit edilerek ilgili ülkelere verilmiştir. En çok Almanya ve Fransa’da gündeme gelen bu somut olaylar ilgili ülkelerin yetkili makamlarıyla paylaşılmış, bu konuda gerekli uyarılarda bulunulmuş, mutlaka önlem alınması gerektiği defalarca belirtilmiştir. Ancak ilgili ülkeler yapılan bu uyarılar temelinde ciddi tedbirler almamış, somut bilgiler olmasına rağmen gerekli girişimlerde bulunmamış, verilen isimler hakkında ciddi işlemler yapmamıştır. Oysa Türk devleti ve onun Cumhurbaşkanı, alenen tehditlerde bulunmuş ve bu tehdidin bir sonucu olarak Paris’te üç Kürt kadını hunharca katledilmiştir.”

Kıbrıs’tan geldi

Verilen bilgileri ciddiye almayan Fransa ve Almanya’nın bu tavrı nedeniyle Türk konsolosluklarının hizmetinde çalışan yeni ajan, provokatörler ve katillerin görevlendirildiğini ifade etti.  

Açıklamada “Nisan ayında elimizdeki tüm belgeleri ve MİT ekipleri içinde yer alanların isimlerini Almanya ve Belçika’da ilgili birimlerle paylaştık. Bu X şahsı tüm ülkeleri gezerek Kürt siyasetçileri takip etmiş, onlar hakkında yalan yanlış bilgiler uydurarak Türk Konsolosluğuna, Türk polisine, MİT’e, Türkiye Cumhurbaşkanı’na vermeyi bir meslek haline getirmiştir. Türk devletinin kontrgerilla ve özel vurucu timin karargahı konumunda olan Kıbrıs’ta öğrenci olan bu kişi, daha sonra Kürt siyasetçileri öldürmek ve kurumlarını özel olarak denetlemek amacıyla Almanya’ya gönderilen profesyonel bir katil adayı olduğu anlaşılmıştır.”

Koç ve Kartal hedefte

Açıklamada, Türkiye’de Türksat uydusu üzerinden yayın yapan bir televizyon kanalının çalışanı olarak görünen katil adayı X’in, para karşılığında MİT ve Türk konsolosluğuna bağlı bazı kişilerle çalıştığı ve bu kişinin KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç ve KONGRA GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal’a yönelik suikast planının içinde olduğunun tümüyle ortaya çıktığı ifade edildi. 

Açıklamada “Bu kişinin esas görevi KCDK-E Eşbaşkanı Sayın Yüksel Koç’u ve KONGRA GEL Eşbaşkanı Sayın Remzi Kartal’ı öldürmek, Kürt kurumlarını bazı yalan yanlış bilgilerle Almanya devletinin nezdinde kriminalize etmektir.    Amacı, Kürt siyasetçilerini terörist olarak göstermektir. Bu kişinin kendisi tek başına bu kirli işleri yapmakla kalmamış, başkalarını da bu yönlü bilgi toplama amaçlı girişimlerde bulunmuştur. Almanya savcıları, tüm bu gelişmelerden haberdardır ve 2 dava açılmış bulunmaktadır. Türk devletinin Avrupa’daki çete örgütleme tarzı ve Kürt siyasetçilerine suikast düzenlemekle görevli kişilerin hareket tarzı daha çok TİM biçiminde örgütlendirdiği açığa çıkmıştır. Bir TİM’de 3 kişi yer almaktadır. Her birisinin ayrı ayrı görevleri vardır. Birisi istihbarat toplar, birisi tetikçilik yapar, diğeri ise TİM’in şefi olur. X’in içinde yer aldığı TİM’in şefi T.C’dir. Yine 2 yıldır Almanya’ya gelen ve Bremen’de kalan T.C’nin, aynı zamanda Strasbourg’da Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nda görevli bazı ‘Türk diplomatları’ ile de bağlantılı olduğu kesinleşen başka bir durumdur. Bu şahsın da X gibi, sık sık Türkiye’ye gidip geldiği tespit edilmiştir. Aynı tarihlerde Fransa’da da benzer bir durum yaşanmış ve Türk konsolosluğu tarafından kullanılan, Kürt siyasetçileri takip etme, bilgi gönderme ve Kürt kurumlarını kriminalize etme çabasında olan bir provokatör açığa çıkmıştır. E. adında olan bu ajan, önce Facebook üzerinden ’Murat’ adından bir polis tarafından tehdit edilmiş, daha sonra ‘Murat’ denilen polisin isteğini kabul etmiş, ardından da para karşılığında Kürt politik göçmenlerinin fotoğraflarını, isim ve adreslerini hem ‘Murat’ denilen polise, hem de Paris’te bulunan Türk konsolosluğuna göndermiştir. “Bilinmeyen kişiler” tarafından hesabına yatırılan para karşılığında ajanlık yapan XX denilen kişi, Türk konsolosluğuna bağlı olarak Kürtleri ve Kürt siyasetçileri takip etmekle görevlendirilmiş daha birçok kişinin olduğunu söylemiştir.”

Savcılar katillere hoşgörülü 

Almanya ve Fransa’da bu gibi somut örneklerin Almanya ve Fransa’da Türk ajanlarının cirit attığını ortaya koyduğunu belirten KCDK-E’nin açıklamasında devamla şu bilgiler var: “Eroin, esrar ve diğer uyuşturucu maddeleri satmakla yetinmeyen Türk elçilikleri, aynı zamanda Kürtleri, Kürt siyasetçileri de vurmak için deyim yerindeyse harıl harıl çalıştıklarını gayet iyi biliyoruz. Almanya’da, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski danışmanı Muhammed Taha Gergerlioğlu ve onun başını çektiği 3 ajanın Almanya’da suçüstü yakalanması, Erdoğan ve Türk Konsolosluklarının nasıl çalıştıklarını da artık açığa çıkan bir gerçeklik haline geldi. Bu 4 kişiden birisinin bizzat Erdoğan’ın danışmanlarından olması, Türk devletinin Avrupa’da Kürtlere karşı cinayet işleme konusunda nasıl da rahat davrandıkları açığa çıkan başka bir gerçek olmuştur. Bu 4 kontranın MİT müsteşarı Hakan Fidan tarafından özel olarak yönlendirilmiş olması, ister istemez Paris’te katledilen üç Kürt kadını akla getiriyor. Evet, Sakine Cansız ve iki arkadaşını katleden Ömer Günay’ı yönlendiren MİT Müsteşarı Hakan Fidan olduğu iddiasını da unutmamalıyız. Paris’te üç Kürt kadını hunharca öldüren Ömer Güney’ın Almanya’da yaşadığını, istihbaratla bağlantılarını buradaki ağlar üzerinden sürdürdüğünü, oradan Paris’e gidip cinayet işlediğini de gayet iyi biliyoruz. Alman savcılarının bu konuda esnek davrandıkları, Türk devletinin gönderdikleri katillere karşı ‘hoşgörülü’ yaklaştıkları kesindir. Almanya tutukladığı kimi Türk ajanlarını da Türkiye ile pazarlıklar karşılığında davalarını düşürerek bırakmışlardır. Mevcut hukukunu işletmemiş, uluslararası hukuk ihlal edilmiştir.” 

DAİŞ ve Türk faşist çeteleri hakkında yetkilileri uyardıklarını belirten KCDK-E, verdikleri bilgileri ciddiye almayan Fransa’nın daha çok Kürt siyasetçilerine yöneldiğini, çok sayıda Kürt’ün resmi kurumlarda sorgulandığını ve ajan olmaları için kendilerine baskı yapıldığını belirtti. 

Kürt tarafının talep ve çağrıları 

KCDK-E açıklamasını, Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerine yönelik şu talep ve çağrısıyla sona erdirdi: 

* Başta Almanya olmak üzere Avrupa devletlerinin ilgili kurum ve yetkilileri, tüm bu duruma karşı derhal ve zamanında tavır sergilemeli. Almanya ve diğer ilgili Avrupa devletleri, duyarsız, ilgisiz, izleyici konumlarının suçları teşvik ve cesaret verici olduğunu bilmeli,

*Türk elçilikleri ve konsoloslukları Avrupa’da cirit atan Türk gladyosunun karargahı haline gelmiştir. Ayrıca bu durumda olan cami, dernek, vakıf, eğitim merkezi takip edilmeli, hakkında yasal yaptırımlara gidilmelidir. 

* Büyükelçi, konsolos, memur, din adamı adı altından Avrupa’da yaşayanların görevler DAİŞ elemanlarıyla birlikte terör estirmek, Kürt insanlarını katletmek ve halkı sindirmektir. Bunlar bir an önce sınırdışı edilmeli. 

* Uzun süreden beri resmi makamlar tarafından izlenen ve açığa çıkartılan katil adayları bir an önce yakalanıp sorgulamalı,

* Paris katliamının gerçek failleri olan Türk devletine bağlı kişi ve kurumlar açığa çıkartılmalı,

* Kürt siyasetçilerinin izlenmekten, denetim altına alınıp, kriminalize etmekten vazgeçilmelidir. 

Yeni Özgür Politika

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.