Öne Çıkanlar Donald Trump Putin BAKAN VE İSTANBUL BELEDİYESİNE UYARI Zübeyir DAİŞ ZULMÜNDEKİ KADINLARI ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ

Bu haber kez okundu.

‘Suriye’de herkesin tepki gösterdiği tek taraf Türkiye’

Suriye’nin kuzeyindeki Halep’te Suriye ordusu ilerlerken, Halep’e bağlı el Bab bölgesinde Türkiye ve desteklediği ÖSO grupları, Kürt gücü YPG, Suriye ordusu ve IŞİD’in müdahil olduğu askeri bir gerilim yaşanıyor. 

Suriye’yi yakından takip eden Gazeteci Musa Özuğurlu Halep ve el Bab’daki gelişmeleri; hem sahada neler olduğunu hem de yaşananların siyasi anlamlarını gazetemize değerlendirdi. Özuğurlu, Suriye ordusunun Halep’in kontrolünü tamamen ele geçirmeye yakın olduğunu ve yeni operasyonun yine cihatçıların elindeki İdlib’e yönelik olabileceğini belirtirken, el Bab için ise her siyasi tarafın kendi planı olduğuna ancak ‘Her tarafın tepkisini çeken tek tarafın Türkiye’ olduğuna vurgu yaptı.

EL BAB NİYE ÖNEMLİ; KİM ALIRSA NE OLUR?

Öncelikle el Bab’daki gelişmeler... El Bab IŞİD kontrolünde, Demokratik Suriye Güçleri de, TSK kontrolündeki ÖSO güçleri de hatta son olarak Suriye ordusunun da buraya yönelik hazırlık ve planları var... El Bab neresidir ve tüm bu güçler açısından neden bu kadar kritik bir bölge haline geldi?
 

El Bab (haritayı göz önüne alacak olursak) Türkiye’de Kilis’in Elbeyli ilçesinin karşısında, sınırından yaklaşık 30 kilometre güneyde yer alan, Halep’e bağlı bir kasaba. Yaklaşık 30 bin kişi yaşıyordu olaylardan önce. El Bab, Halep merkezinin kuzey doğusunda, Menbic, Halep ve Afrin arasında merkezi konumda yer alıyor. Bu üç merkez arasındaki geçiş güzergahları el Bab’ta kesiştiği için el Bab’ın kontrolünü alan taraf, bölgedeki “trafiği” daha kolay yönetecek konuma gelecek.

Taraflar açısından bakacak olursak: Türkiye el Bab’ı alırsa; Kürtlerin (YPG) Menbic’den daha batıya geçmesini ve böylece Afrin kantonu ile birleşmesini önleyecek. Bu da Türkiye’ye birkaç avantaj verecek:
1) Kürt koridoru ve aynı zamanda Kürt kemeri önlenmiş olacak.
2) Türkiye’nin Suriye’de desteklediği gruplara verdiği destek için coğrafik koridor muhafaza edilmiş olacak.
3) Türkiye, kendine yakın gruplar el Bab’a hakim olunca Şam yönetimi karşısında sahada koz ele geçirmiş olacak.

Eğer Kürtler alırsa;
1) Türkiye’ye karşı çok önemli bir zafer elde etmiş olacak ve kantonları birleştirerek büyük pazarlık gücü elde edecek.
2) Türkiye desteklediği silahlı gruplara desteğini Kürt bölgesinden geçirmek zorunda kalacak. Kürtler izin vermezse bu mümkün olmayacak ve Türkiye’nin Suriye’deki stratejisi çökecek. Ya da Türkiye Kürtleri muhatap almak zorunda kalacak.
3) Kürtler Şam ile de pazarlık gücünü arttıracak
4) ABD Suriye karşısında pazarlık gücünü arttıracak.

Eğer Suriye ordusu alırsa;
1) Türkiye’nin uzun zamandır devam eden Suriye savaşında Türk tarafına darbe vurmuş olacak. Bunun psikolojik yönü de var.
2) Kürtlerin ya da Türklerin çok önemli bir merkezi alarak pazarlık güçlerini arttırmalarına izin vermemiş olacak.
3) Halep sonrası bölgenin diğer yerlerine ulaşan kara yolu ve lojistik hattında çok önemli bir merkezi ele geçirmiş olacağı için Halep ve İdlib kırsallarında daha da hızlı ilerleyebilecek ve bu silahlı grupların çözülmesini hızlandıracak.

El Bab üç taraf için de bu nedenlerle çok önemli. Tabii herkes bir diğerinin hamlesine göre hareket ediyor. Diğerleri hareketlenirse hareket geçiyor, çünkü kimse şu anda enerjisini boşa harcamak istemiyor. YPG girmediği sürece Türkiye bekleyebilir, aynı şekilde Türkiye (desteklediği gruplar) girmediği sürece Suriye bekleyebilir. Türkiye girmediği sürece YPG de bekleyebilir.

‘TÜM TARAFLARIN TEPKİSİNİ ÇEKEN TEK TARAF TÜRKİYE’

El Bab’da TSK askerlerine yönelik hava saldırısını hem Türkiye’nin bölgedeki varlığı hem de toplamda bölgedeki ya da bölgeyle ilgilenen güçler açısından nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Bu sorunun cevabı saldırıyı kimin yaptığına göre değişir. Türkiye’nin o bölgedeki hareketlenmesini ABD, Rusya, Suriye, YPG onaylamıyor. Bu tarafların kendi aralarında oluşturdukları ittifaklar içinde bütün tarafların tepkisini çeken taraf Türkiye. 

Rusya saldırıyı yapmadığı açıklamasında bulundu. Suriye sessiz. Tabii Suriye’nin genel olarak tavrı bu. Suriye yapmışsa bu Türkiye’ye çok açık bir mesaj demektir ki zaten son dönemde Suriyeli yetkililerin “Türkiye işgalcidir, Suriye’den çıkmalıdır” söylemleri artmaya başladı.

Ama aynı anda ABD de Türkiye’nin o bölgedeki varlığından rahatsız. Bu, Suriye ile ABD arasında iş birliği var anlamına gelmiyor tabii. Ama şu da var: Tarafların yaptıkları saldırılar diğer bir tarafın da işine gelebiliyor, bu nedenle “sessiz” kalınabiliyor.

O bölgede Kürtlerin, Arapların, Suriyelilerin kalıcı olduğu kesin. Ama Türkiye istenmiyor ve Türkiye’nin IŞİD argümanı çok da geçerli kabul edilmiyor. Çünkü herkes asıl amacın YPG olduğunu biliyor. Elbette Türkiye’nin IŞİD’i de istemediği açık ama IŞİD, YPG kadar tehlikeli görülmüyor Türkiye tarafından.

El Bab’da bundan sonra sürecin nasıl gelişmesini bekliyorsunuz? 

Bu el Bab’a kimin önce gireceğine ve diğerlerinin tepkilerini hemen gösterip göstermeyeceğine bağlı. Sonuçta bir süreç bu ve her gün değişen koşullar altında birçok taraf birbiri ile savaşıyor. Kim nereyi alırsa kısmında anlatmaya çalıştığım hedefler var her taraf için. Ama savaş bu, el Bab birileri tarafından alındıktan sonra başka bir yerle ilgili öncelik olursa “bakletilebilir.” Ya da pazarlıklar başka yere doğru kayabilir. Ama eğer tepkide acele edilirse Türkiye ile Suriye arasında mesela, çatışma olasılığını göz ardı etmemek lazım. Diğer yandan Kürtlerin nasıl tepki vereceği de o anki askeri durumlarına bağlı. Başka yerden koordineli saldırı olur mu, olmaz mı bunu sonraki aşamada göreceğiz.

HALEP’TE NELER OLUYOR?

Öte yandan Suriye’deki bir diğer yoğun çatışma bölgesi Halep. Halep’in doğusuna yeni bir harekat başlatan Suriye ordusunun birçok yeri buraları kontrol eden muhalif çihatçı gruplardan aldığı belirtiliyor. Şu an Doğu Halep’te tam olarak neler oluyor? Kim nereyi kontrol ediyor, kim nereye ilerliyor?

Şu an Doğu Halep’te olan ordunun artık şehir merkezindeki silahlı grupları tamamen kuşatma altına alması. Ama bu bölge çok geniş, birkaç semti kapsıyor. Bu nedenle -şehir içinde şehir gibi düşünelim- silahlı örgütlerin hakim olduğu yerlerde Suriye ordusu “yarma harekatı” yapıyor. Yani büyük bölgeyi küçük bölgelere bölüyor. En son el Sahur bölgesi ve 8 semt Suriye ordusunun eline geçti ve bundan sonra bu durum hızlanarak devam edecek. Şeyh Hıdır ve el Sahur bölgeleri çok önemliydi bu yarma harekatında. Şimdi bu sağlandı ve örgütlerin bulunduğu bölge ikiye bölündü. Bu daha da küçülerek devam edecektir.

Suriye ordusunun kısa dönemde Halep’in tüm kontrolünü ele geçirme ihtimali var mı?

Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda evet. Sanırım 10-15 güne kadar merkez tamamen ordunun eline geçer.

SURİYE’DE KİM, NEREYİ KONTROL EDİYOR?

Halep ve Halep dışında da Suriye’nin kuzeyinde yoğunlaşan silahlı muhalif grupların durumu bugün tam olarak nedir?

En çok İdlib’te varlık gösteriyorlar. Burada hem IŞİD hem de el Nusra ve iş birliği yaptığı örgütler var. El Nusra ve diğerlerinin oluşturduğu “Fetih Ordusu” var. Bu örgütler Türkiye’nin Fırat Kalkanı ile ele geçirilen yerlerde, İdlib kırsalında, Lazkiye’nin kuzey kırsalında etkililer. IŞİD ise Halep’in kuzeydoğu kırsalında (Türkiye’ye) kaybettiği topraklardan başlayarak güneye, Rakka’ya doğru kıvrılan şerit üzerinde hakim. Menbic’den itibaren Türkiye sınırı boyunca Irak’a kadar yer alan kuzeydeki şeritte ise Kürtler tamamen hakim durumda. Tabii Kamışlı’da Haseke’de Suriye ordusu varlığı mevcut. IŞİD’in hakimiyeti Deyrezzor tarafından Fırat boyunca güneydoğuya, Irak sınırına kadar ulaşıyor.

İdlib son dönemde yapılan anlaşmalar sonucunda hemen her silahlı militanın kaçtığı ya da nakledildiği yer oldu. Bu nedenle şu anda tam bir “terörist kampı” durumunda. İdlib merkezi muhtemelen Suriye ve Rusya tarafından Halep sonrası hedefte olacak. Bu nedenle silahlı grupların burada büyük hazırlık yaptığı sanılıyor.


‘ARADA KALAN SİVİLLER OLUYOR’

Halep’teki siviller açısından durum nedir?

Halep’teki sivillerin çoğu yönetim ile beraber ve bu nedenle kendi evlerini, semtlerini terk edip yönetimin hakim olduğu semtlere göçtüler. Üniversite yurtlarında aynı odada yaşayan 6-7 kişilik aileler gördüm. Ama her şeye rağmen katlanıyorlar bu yaşama. Çünkü diğer tarafta vahşi selefi örgütler var. Aynı durum aslında silahlı grupların hakimiyeti altındaki bölgelerde yaşayanlar için de geçerli. İstisnaları vardır elbette, ama çoğu insan aslında bu bölgelerde yaşamak istemiyor. Fakat kaçacak imkanları olmadığı için harekete geçemiyorlar. Son olarak 2 bin kadar sivil silahlı grupların bölgelerinden ordu kontrolündeki yerlere geçmeyi başardı. Ama hâlâ birçoğu kalkan olarak kullanılıyor. Çünkü militanların en büyük gücü bu. Sivil ölümleri olmaması için bombalamaların azalacağını hesaplıyorlar. Tabii buna rağmen bombalama oluyor ve arada kalan siviller oluyor.

‘SURİYE KÜRESEL HESAPLAR İÇİNDE HEM MERKEZ HEM ENSTRÜMAN’

Suriye’deki dengeleri etkileyen hatta kontrol eden, bir görüşen bir atışan iki güç; ABD ve Rusya’nın yakın dönem Suriye planları ne görünüyor?

Bunu kestirebilmek çok güç. ABD ve Rusya’nın meselesi sadece Suriye ile ilgili değil; Ukrayna, Çin, Uzakdoğu var. Bunların her birisi denklemde bir yere sahip ve ikilinin hesaplarını da şekillendiriyor. Suriye özelinde ABD bugüne kadar varlık gösteremedi. Bundan sonra bu işi Rusya’ya bırakmayı düşünebilir. Tabii Trump’ın olası kadrosunun düşündürdüğü bunlar. Ama sonuçta küresel hesaplar içinde hem merkez hem enstrüman konumunda bulunuyor şu anda Suriye.

‘SURİYE HALKLARININ BU BADİREYİ ATLATACAK GÜCÜ VAR’

Tüm bu siyasi ve askeri denklemler içinde Sünni’si, Alevi’si, Kürt’ü, Arap’ıyla Suriye halkları için gelecek nasıl görünüyor? 5 yılda önemli bölgeleri yerle bir olmuş, dünyanın dört bir tarafına sürülmüş Suriye halkları için demokratik ve barışçıl bir çözüm sağlamanın koşulları nedir sizce?

Yıkım çok büyük. Ama Suriye halkını yakından tanıyorum. Bu badireyi atlatacak güçleri var. En önemlisi şu: Mezhepsel ya da etnik savaş değil bu. Dışarıdaki yaygın propagandanın aksine Suriye’deki herkes bunun silahlı dinci örgütler ile ordu arasında olduğunu biliyor. Ve kimsenin, “Esad’ı sevmese dahi” bu örgütleri seçmeyeceği görüldü. Dolayısıyla Suriye toparlanır. Evet altyapı, şehirler mahvoldu ama bunlar 5-6 yıl içinde toparlanır. En önemlisi insan unsuruydu fakat korkulanın aksine kesimler arasında savaş yok. Bugün Şam merkezde, Lazkiye’de, Tartus’ta sorunuzda yer alan kesimler iç içe yaşıyor. Diğer yandan artık halk savaştan bıktı. Kendileri içinde yer aldıkları için değil, ama yer alıp devlete karşı silahlananlar bile artık savaşın bitmesini istiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.