Öne Çıkanlar Donald Trump Barack Obama Putin Xezeba Firatê Henri

Bu haber kez okundu.

‘Fırat kalkanı’ Fırat’ın gazabına uğradı

ROJHABER - Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Rakka’nın DAİŞ’ten kurtarılması için başlattıkları operasyona “Fırat’ın Gazabı” adını vermişler. SDG’nin karadan yürüteceği operasyona ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon da havadan destek verecek. YPG’nin öncülüğünde oluşturulan SDG’nin Rojava dışında kalan bir şehrin kurtarılması için operasyon gerçekleştirmesi Suriye denkleminin geleceği açısından da dikkate değer bir gelişme. Bugüne kadar YPG ve dolayısıyla SDG’nin hedefinin sadece Rojava’nın kurtuluşu olduğu kanaati bu operasyon ile yeni bir boyut kazanıyor. YPG Rojava dışında DAİŞ’in Suriye’de üs olarak kullandığı bir şehrin kurtarılması operasyonunu yöneterek Suriye’nin geleceğinde belirleyici aktörlerden biri olduğunu gösteriyor. YPG’nin de SDG’nin de nihayi hedefinin Demokratik Suriye olduğunu herkes biliyor. 



Elbette Rakka operasyonunun etkileri bununla sınırlı değil. Operasyon bölgesel dengelerin yeniden kurulduğu bu süreçte tarihi bir önem arz ediyor. Tayyip Erdoğan iktidarının “Fırat Kalkanı” adı altında Rojava’ya yönelik işgal girişiminin boşa çıkarılmasında dönüm noktası niteliği taşıyor. Erdoğan’ın “Fırat kalkanı” ile Rojava’ya girerek bundan sonra Suriye’nin geleceği konusunda söz sahibi olma hesapları Fırat’ın gazabına uğramış durumda.

Rakka operasyonu ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon ile Şam yönetimini destekleyen Rusya’nın SDG’nin Suriye’nin yeniden yapılanmasında temel yerel bir güç olarak kabul edildiği anlamına geliyor. Konunun muhataplarının en üst düzeyde yaptığı resmi açıklamalar da bunu gösteriyor. Erdoğan iktidarının Rakka operasyonunda YPG dolayısıyla SDG’nin yer almaması için gösterdiği nafile çaba sonuç vermediği gibi Ankara bu denklemin de dışında kaldı. Nitekim Ankara Musul operasyonunda da çok arzu etmesine karşın uluslararası koalisyonun bir parçası olamadı. Dünya’nın önde gelen basın kuruluşları tarafından diktatör olduğu yüksek sesle dile getirilen Erdoğan’ın hem Musul hem de Rakka operasyonlarını yürüten uluslararası koalisyona dahil edilmemesi uluslararası camianın bu basın kuruluşlarının görüşünü paylaştığı biçiminde okunmalı.

Kuzey Kürdistan’da Kürt legal siyasetine yönelik operasyonlar Erdoğan iktidarının bu coğrafyada da uluslararası camianın dışına düştüğünü gösteriyor. Nitekim parlamenter siyasal sitemin en güçlü parçalarından birini oluşturan HDP’ye yönelik saldırı tüm dünyada ciddi bir tepki ile karşılandı. Sadece Avrupa demokrasileri değil Brezilya’dan ABD’ye kadar Kürt sivil siyasetine yönelik bu siyasal soykırıma tepki gittikçe büyüyor. 

Seçim sonuçlarına göre Kuzey Kürdistan’da siyaseten Fırat’ın batısına çekilen Ankara iktidarının seçilmiş siyasetçileri rehin alarak varabileceği siyasal bir sonuç yoktur. Organik bir bağ olmamakla beraber ideolojik olarak birbirine yakın bir hatta duran Rojava ile Kuzey Kürdistan‘ın dünyalı demokrasiler ile kurduğu evrensel ittifak tarihidir. 

Rojava’da DAİŞ’le savaşan Kürt güçleri ile DAİŞ’e silah yardımı yaptığı uluslararası bağımsız kuruluşlarca da kanıtlanmış Erdoğan iktidarına karşı mücadele eden Kürt güçlerinin motivasyonları ortaktır. DAİŞ barbarizmine karşı Ortadoğu’da öz gücüne dayalı tek örgütlü güç ile Erdoğan diktatörlüğüne direnen HDP ve bileşenlerinin savunduğu değerler evrensel insanlık değerleridir.

Kuzey Kürdistan’da HDP’yi bitirme planları ile hedeflenen bu bölgeyi DAİŞ’e açmaktır. Bugün Antep başta olmak üzere Rojava sınırındaki yerleşim birimlerinde DAİŞ’in ciddi bir güç biriktirdiği biliniyor. Yine Suriye’den gelen mülteciler ile harmanlanmış DAİŞ çetelerinin Maraş’tan Dersim’e kadar geniş bir bölgeye yerleştirilerek Kuzey Kürdistan’ın batı sınırına bir yeşil hat oluşturulmak istendiği ortada. 

DAİŞ’e karşı mücadele veren Batılı koalisyonun Erdoğan iktidarının bu eğilimlerini görmüyor olması düşünülemez. Ancak daha da önemlisi Türk sol-sosyalistlerinin, demokratlarının hatta liberallerinin bu konuya dikkat etmesi gerekir. Erdoğan’ın talimatı ile Hizbul-kontra’dan Hüda-Par’a dönüştürülen yapı dışarıda DAİŞ olarak bilinen barbar yapının içerde meşrulaştırılmış halinden başka bir şey değildir. Bugün yaşanan siyasal soykırımın amacı HDP’den boşalacak siyasal alanı bu güçlere devretmektir. Bunun bir sonraki aşaması siyasal kimlik kazandırılmış bu şiddet aygıtını tüm muhalif kesimlerin tasfiyesinde aktif olarak kullanmadır. 

Çok açık ki bu kirli plan Kürdistan’da işlemez. Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin örgütlü gücü bundan önce devreye sokulan zora dayalı politikaları nasıl yer ile yeksan ettiyse bunu da aynı biçimde tarihin kirliler sepetine atacaktır. Fırat’ın gazabının Rojava ile sınırlı olduğunu düşünmek safdillik olur. Unutmamak gerekir ki Fırat’ın en güçlü kısmı Kuzey Kürdistan sınırında çağlar. Ancak bu hesabın Batı’ya dönük bir boyutu olduğunu da unutmamak gerekir. Tarihin bu dönemecinde tüm demokrasi yanlılarının evrensel insani değerler çerçevesinde bu diktatörlüğe karşı günlük hesapları en azından şimdilik erteleyerek bir araya gelmesi hayati önemdedir. 

Çok geç olmadan.

Yeni Özgür Politika

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gukhan 4 hafta önce

Herbij ypg