Öne Çıkanlar Donald Trump Cem Özdemir ÖZERKLİK VE ULUSLAR ARASI KORUNMA İSTENİYOR Ağrı Belediyesi Eş Başkanları Sırrı Sakık ESAD

Bu haber kez okundu.

‘Çökertme‘ yerine Çözüm / Günay Aslan
ROJHABER - Türk‘ü, Kürd‘ü vd. herkesin mutlu ve gelecekten umutlu olduğu bu dönemin ne yazıkki kıymeti bilinmedi. Geniş bir kamuoyu desteğine rağmen taraflar süreci ilerletecek ve kalıcı hale getirecek basireti gösteremedi.

Bu yüzden kanlı günler hızla geri geldi.

O gün bu gündür eskisinden çok daha şiddetli ve yaygın bir savaş yaşanıyor. Her gün oluk oluk kan akıyor. Her gün Kürt-Türk onlarca genç insan toprağa veriliyor. Herkes her geçen gün biraz daha eksiliyor; eziliyor ve gelecek umudunu kaybediyor.

Kıymeti bilinmeyen ve derin hayalkırıklığıyla sona eren sürecin çökmüş olmasının günahı elbette iki tarafa (AKP Hükümeti ve Kürt siyaseti) ait ve o günden beri onların boynunda bir değirmen taşı gibi asılı duruyor.

Bu yüzden hangi taktik ya da stratejik adımı atarlarsa atsınlar tarafların herhangi bir kazanım elde etmeleri mümkün olmuyor. Aksine iki yıldır iki taraf da sürekli kan kaybediyor.

Açık bir kazan –kazan durumu olan ve herkese kazandıran Çözüm Süreci çöktüğünden bu yana yaşananlar kimsenin bir şey elde edemediği ve edemeyeceği gibi Türkiye‘nin de adım adım bir felakete sürüklendiğini; böyle devam etmesi halinde Türk-Kürt vd. herkesin çok şey kaybedeceğini gösteriyor.

Gidişat bu nedenle sadece Kürtleri ve Türkiye’nin demokratik dinamiklerini değil, süngünün üzerine oturarak dengede durmaya çalışan AKP Hükümeti ve devlete egemen kesimlerini de tedirgin ediyor.

Muhalefetin bastırılmasına; muhalif ve alternatif basının susturulmasına, sendikal hareketin baskılanmasına, Kürt hareketinin bütün bileşenlerinin kuşatılmasına, Kürt belediyelerine kayyım atanmasına, belediye başkanları, eşbaşkanlar ve milletvekillerinin tutuklanmasına, Kürt hareketine karşı bütün cephelerde açık bir savaş yürütülmesine rağmen egemen cephede kimse kendisini güvende hissetmiyor.

Hükümette, Külliye’de, asker ve sivil bürokraside yaşanan bu tedirginlik ve güvensizliğin gün geçtikçe derinleştiği çıplak gözle dahi görülebiliyor.  

Her ne kadar AKP Hükümeti ve özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan çatışma ve krizden siyasal çıkar devşirmeye devam etse de gidişat dengelerin değişeceğine; çatışmalı sürecin ilerlemesi halinde iç ve dıştaki rakiplerin harekete geçeceğine işaret ediyor.

Dolayısıyla Kürt meselesinde sadece ezilenler değil, egemenler de kritik bir eşikte duruyor; kimsenin kendini güvende hissetmediği; herkesin çok şey kaybedeceği bir dönem yaşanıyor.

Sadece Türkiye’yi de değil, bölgeyi de derinden sarsma potansiyeline sahip olan Kürt sorununu bu haliyle sürdürmek artık kimse için olası görünmüyor.

Türk devleti ve hükümeti elbirliğiyle Kürt hareketine karşı bir ‘Çökertme’ konsepti uyguluyor ve bunun için bütün imkanları kullanıyor. İçeride ve dışarıda çok şeye katlanıyor ancak, bu kanlı ve karanlık dönem sona erdiğinde bunca acıya, kan, gözyaşı ve kaynak kaybına rağmen bir arpa boyu yol alınamadığı görülecektir.

Aksine sorunun daha da ağırlaştığı gerçeği kendini yeniden gösterecektir.

Türkiye Kürtlerin çıplak yüreklerinden başka bir şeye sahip olmadıkları geçmişte onlara karşı bir zafer elde edemedi; bundan böyle hiçbir şekilde zafer elde edemez.

Bölgesel dengelerin kökten değiştiği, Kürtlerin tarih sahnesine yükseldikleri; askeri-siyasi vd. önemli kazanımlar elde ettikleri bir süreçte hangi yöntemi kullanırsa kullansın, hangi planı uygularsa uygulasın devletin zafer kazanması mümkün değildir. 

( Aynı şekilde Kürt hareketin de Türkiye’de silahlı mücadele yoluyla sonuç alması; Kürt halkının barışçıl çözüm talebine ve Türkiye ile ortak gelecek kurma eğilimine rağmen mevcut politikayı sürdürmesi mümkün değildir.)

Şİmdi ortalık toz duman, göz gözü görmüyor; kaos, çatışma ve kriz her geçen gün biraz daha derinleşiyor fakat, bunun ilanihaye böyle sürmeyeceğini görmek gerekiyor…

Hayat Kürt sorunu gibi uzun bir geçmişe sahip, çok bileşenli, çok karmaşık, çok zor bir sorunun şiddetle çözülmesine izin vermedi; vermiyor.

Hayat, dünyadaki başka örneklerde görüldüğü gibi çözüm için demokratik yol ve yöntemler; uzun soluklu diyalog, müzakere ve karşılıklı irade öneriyor.

Türk devleti geçmişte uyguladığı şidettiyle, Kürt hareketi de silah mücadelesiyle kalıcı bir zafer elde edemedi; hayat iki seçeneğe de izin vermedi.

Vermediği için Türk devleti ile Kürt hareketi (PKK) arasında görüşmeler ve akabindeki Çözüm Süreci gündeme geldi.
Türkiye sorunun muhatabı PKK‘yle doğrudan görüşmelere şiddetle bir sonuç alamadığı için başladı.

Aynı şekilde PKK de Kürtlerin özgürlüğü sorununu silahla çözemediği için Oslo’da, Kandil’de, Erbil’de ve Avrupa’nın bazı ülkelerinde devlet heyetiyle görüşmeler yaptı.

Yıllar süren, iç ve dış müdahaleler sonucu zaman zaman kesilen görüşmelerden sonra merkezinde PKK lideri Öcalan’ın olduğu Çözüm Süreci başlatıldı ancak, ne yazık ki bu süreç kalıcı hale getirilemedi.

Süreç ilerleseydi ve uzlaşmaya sona erseydi şayet, bu gün başta Rojava olmak üzere bölgedeki Kürtleri de içine alacak şekilde genişleyecek ve bölgesel Kürt-Türk ittifakı gerçekleşecekti.

Şimdi  ama, içerideki çatışma Kürtlerle bölgesel düzeyde ‘topyekün savaşa’ doğru evriliyor ki bu da herkes için bir felaket anlamına geliyor.

Dolayısıyla, ‘yol yakınken bu yanlıştan dönmek‘, şimdi ‘asr-ı saadet’ devri gibi çok uzakta kalmış görünen Çözüm Süreci‘ne geri dönmek; bu vizyon doğrultusunda yeni bir siyaset üretmek gerekiyor…

 Çözüm ‘Çökertmede‘ değil, diyalog ve müzakerededir.

‘Çökertme‘ felakete sürükleyecek; diyalog ve müzakereyse barış, demokrasi, özgürlük ve refah getirecektir...

07.11.2016
gunayaslan@hotmail.de
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.