Öne Çıkanlar BAKAN VE İSTANBUL BELEDİYESİNE UYARI SISI IA BASIN ÖZGÜRLÜGÜ DÜSMANLARI Erbil

Bu haber kez okundu.

Yakmak fıtratlarında var!

ROJHABER Adana’nın Aladağ ilçesinde ortaöğretim öğrencilerinin kaldığı kız öğrenci yurdunda önceki akşam çıkan yangında 11 öğrenci ile 1 eğitmen yaşamını yitirdi, 22 öğrenci yaralandı. Hayatını kaybeden bazı çocukların cenazeleri birbirlerine sarılı halde bulundu. Yasadışı bir yurttaki katliama sebep olan devlet ise sabah ilk iş olarak yayı yasağı getirdi.

Adana’nın Aladağ ilçesine bağlı Sinanpaşa Mahallesi’nde bulunan ve çevre köylerde oturan ailelerin ortaöğretim okullarında öğrenim gören kız çocuklarının kaldığı ‘Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Orta Öğretim Kız Öğrenci Yurdu’nda önceki akşam yangın çıktı. 34 kişinin kaldığı Süleymancılar’a ait yurtta yaşanan yangında 11’i öğrenci olmak üzere 12 kişi yaşamını yitirdi, 22 öğrenci ise yaralı kurtuldu.

Edinilen bilgilere göre; akşam saat 19.30 sıralarında çıkan yangının alevleri kısa sürede içi ahşap, zemini halı kaplı iki katlı binayı sardı. Paniğe kapılan öğrencilerin bazıları pencerelerden atladı. Yangına Aladağ ve Adana Büyükşehir Belediyesi ile Aladağ Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri müdahale etti. 3 saat sonra kontrol altına alınan yangının ardından binaya giren itfaiye erleri, 8 öğrencinin cenazesini çatı katında, eğitmen ve 3 öğrencinin cenazelerini de ikinci katta buldu. Cenazeler otopsi için Adli Tıp kurumuna götürüldü. 9 cenazenin 1 ambulansla götürülmesi dikkat çekti. 11 öğrenci ve 1 görevlinin cenazesi, ambulanslarla Adana Adli Tıp Kurumu Morguna oradan da Asri Mezarlık Morguna getirilerek otopsi işlemi gerçekleştirildi. 

Cenazelerin teşhisi için ise ailelerden DNA örneği alındı.

Ahşap kaplama ve halı

Adana İtfaiye Daire Başkanı Fatih Durukan, ilk belirlemelere göre yangının elektrik kontağından çıktığını söyledi. Binanın içinin ahşap kaplama, yerlerin de halıyla kaplı olması nedeniyle yangının kısa sürede büyüyüp üst katları sardığı ifade edildi. 

Aladağ İlçesi Belediye Başkanı Mustafa Alpgedik de yangının zemin katta çıktığını, kısa sürede alevlerin yükseldiğini, 3’üncü kat ahşap olduğu için yangının büyüdüğünü söyledi. Ahşap katın yanması ile çatının da tamamen çöktüğünü ifade etti. 

Yangın çıkışı kapalı

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ise yangın merdivenini içeriden kilitli olduğu için açamadıklarını söyledi. “Yangın merdivenin kapısı içeriden kilitliymiş. Çocuklar çıkmayı başaramamış“ diyen Sözlü, anahtarların ise hayatını kaybeden eğitmende olduğunu paylaştı. 

Vali: Elektrik kontağı

Yurtta 34 öğrencinin kaldığını ifade eden Adana Valisi Mahmut Demirtaş da yaptığı kısa açıklamada yangının elektrik kontağından çıktığını aktardı.

Devletin refleksi de bu

Katliam sonrası 18 bin nüfuslu ilçeye takviye çevik kuvvet ekipleri ve jandarma sevk edildi. Güvenlik önlemi alan ekipler, bölgeye kimseyi yaklaştırmadı.

Yine Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem ilçeye gitti.

Hemen yayın yasağı

Devletin, göstermelik turu ve güvenlik önlemleri altında güç gösterisinin dışındaki diğer icraatı da yayın yasağı getirmek oldu. Aladağ Sulh Ceza Hakimliği marifetiyle getirilen yayın yaszağının gerekçesi ise “huzur ve güven ortamı ile kamu düzenini bozucu eylem ve davranışlar” ihtimali, olarak gösterildi.

Kızlar kaçmasın diye!

Yurdun 1975’ten bu yana Süleymancılar’ın denetimde faaliyette olduğu, tek girişli 3 katlı ahşap binanın her tarafının halılarla kaplı olduğu ve ısınma sorununun ise elektrikli sobalarla çözülmeye çalışıldığı öğrenildi. Yurtta 50’ye yakın kız öğrencinin kaldığı ve burada da dini dersler verdiği belirtilirken, öğrencilerin kaçmaması için kapıların kilitlendiği, kadın bir görevlinin de öğrencilerle birlikte kaldığı öğrenildi. 

Devlet yurdu yıkıldı

Ali Kat adlı bir yurttaş, velilerin mecburen çocuklarını bu yurda yerleştirdiğini belirtti. Kat, şunları kaydetti: “Devlet yurdu yıkıldı. Çevre köylerden gelen öğrencilerdir. Uzun yıllardır bu yurt var. Süleymancılar’a aittir.” 

İlçede eğitim gören öğrencilerden Muhammed K. ise şunları söyledi: “Bunlar köy köy gezip öğrenci topluyorlar. ‘Çocuklara sahip çıkacağız’ diye ama bu öğrenciler yanarak can verdi. Adamlar ahşapları yağlı boya ile boyamışlar. Bu olayda da bir kurban bulup üstünü örtecekler.” 

5 kişi gözaltına alındı

Kozan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yangının çıkış nedeninin ortaya çıkarılması ve sorumlular hakkında “Taksirle ölüme sebebiyet” vermek suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında aralarında Yurt Müdürü Cumali Genç’in de bulunduğu 5 kişi gözaltına alındı. 3 kişi hakkında ise gözaltı kararının olduğu öğrenildi. 

Devlet Bakanı Veysi Kaynak, yaptığı açıklamada yangın çıkışı kapısının kilitli olmadığını, yurtta en son Haziran ayında denetim yapıldığını ileri sürdü.

Konya’da sürüncemede kaldı

Aladağ’daki bu yangın, geçtiğimiz yıllarda Konya ve Amed’de bulunan Kuran kurslarında yaşanan öğrenci ölümlerini hatırlattı.

Konya’nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar beldesinde 1 Ağustos 2008’de yine Süleymancılar’a ait “Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği”nin kaçak Kuran kursu verdiği Boğaziçi Özel Öğrenci Yurdu tüpgaz patlaması sonucu çökmüş ve 18 öğrenci yaşamını yitirmişti. Olayın ardından Yurt Müdürü Hüseyin Çömlek, dernek ve yurt temsilcileri Mehmet Semerci ve Mehmet Göktaş jandarma tarafından gözaltına alındı. Mehmet Göktaş, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılırken, Hüseyin Çömlek ve Mehmet Semerci ise kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye oldu. Konya 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2’si kadın eğitmen, 6’sı dernek ve yurt sorumlusu, 3’ü de LPG tankını kuran ve gaz dolumu yapan şirket sorumluları olmak üzere toplam 11 tutuksuz sanığın ‘taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermek’ suçundan yargılandığı dava, 8 yıldır karar bağlanmış değil. 

Amed’de soruşturma bile yok

Amed’in Kulp ilçesine bağlı Karaağaç köyündeki 2 katlı Kuran kursu binasında  1 Aralık 2015’te çıkan yangında 6 öğrenci yaşamını yitirdi. Köylüler 3 öğrenciyi son anda kurtardı. 

Yapılan incelemede yangına, çocukların kaloriferlerin yetersiz kalması nedeniyle zaman zaman geceleri yaktıkları elektrikli ısıtıcının kablosunun neden olduğu belirlendi. Isıtıcının halı altından geçirilen yıpranmış kablosunun aşırı ısınarak kısa devre yaptığı ve halıyı tutuşturduğu saptandı. Yangında, odadaki kapının açılmaması nedeniyle dışarı çıkamayan öğrencilerin, yanmış bedenleri balkon kapısı önünde bulundu. Kulp Müftülüğüne ait olmasına rağmen kursta kadrolu görevlinin bulunmadığı ve fahri imamların ders verdiği; 20 öğrencinin yatılı kaldığı kurs binasının alt katının taziye evi olarak kullanıldığı da ortaya çıktı. Faciada ölen çocuklardan bazılarının, kademeli 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamında okullarda eğitimlerine devam etmesi gerekirken, Kur’an kursuna gittikleri de belirlendi. 

Diyanet İşleri Başkanlığı, ihmali araştırmak için 2 müfettiş görevlendirdi. Bu araştırma sonucunda herhangi bir ihmal olmadığı belirtilip, olay soruşturma açılmadan kapatıldı. 

Seçeneğimiz yoktu, mecburduk

Adana Aladağ’da ortaokul ve lise öğrencilerinin kaldığı yurt yangınında hayatını kaybeden Cennet Karataş, 5. sınıf öğrencisiydi. Aladağ’daki Sinanpaşa Ortaokulu’nda okuyan Cennet Karataş, bu yıl beşinci sınıfa başlamış ve ilk kez ailesinden ayrılarak yurda yerleşmişti. Ailesi Aladağ’a bir buçuk saat mesafede Kışlak Mahallesi’nde oturuyordu. Belediye işçisi babası Mehmet Karataş, Al Cezire’ye kızının 4. sınıfa kadar köyde okuduğunu anlatarak ortaokul için Aladağ’a gitmek zorunda kaldığını söylüyor. Karataş şöyle konuşuyor: “Köyde okul yoktu. Aladağ’da başladı. Tek yurttu burası. Eleştirme şansımız da yoktu ki. Başka seçeneğimiz yoktu. Mecburduk. Ücretsiz kalıyordu.” 

“Okul açıldığından bu yana üç kez görüşebildik. Hafta sonları da gelemiyordu, ulaşım sağlanamamıştı. Ben kendi imkânlarımla kızımı alıyordum. Belediye başkanına ‘Ücretsiz servis verin; çocuklarımız eve gelebilsin hafta sonları’ dedik. Daha bir şey yapmamışlardı. Onu da çok gördüler. En son geçen hafta TEOG tatili var diye almıştım kızımı, 4 gün kaldı yanımızda. Pazartesi sınavı vardı, döndü. Kızım okumak istiyordu. Hangi liseyi kazanırsa imkânlarımı zorlayıp yollayacaktım ileride. Durumumuz yok ama elimden geleni yapacaktım.”

Sayaç değiştikten sonra

Baba Karataş, yangın merdivenin kilitli olmasına da tepki gösteriyor. “Denetleyiciler kurumları iyi denetlesin, herkes işini iyi yapsın” diyor. Karataş, Aladağ’da elektrik sayacının o gün değiştirildiğinin konuşulduğunu söyleyerek, “Yangının iyi araştırılmasını istiyorum” diyor.

Karataş daha önce Aladağ’da bir devlet yurdu olduğunu ama onun binası yıkık olduğu için boşaltıldığını da söylüyor, “Orası hâlâ öyle boş. Yapmadılar. Bu yurttan başka yurt kalmadı. Biz de buna verdik” diyor.

Aynı gün 6 milyonluk açılış

Adana’da yurdun yandığı gün 6 milyon liralık müftülük binası açılmış.

Yurt yetersizliği nedeniyle öğrencilerin İslamcı-Türkçü yurtlarına mahkum edildiği tartışılırken yangın günü Adana İl Müftülüğü’nün yeni binası için 6 milyon 639 bin lira harcandığı ortaya çıktı. D-400 karayolu üzerinde bulunan müftülük binasına 18 Nisan 2012 yılında başlandı. 6 milyon 639 bin lira harcanan binanın açılışı önceki gün yapıldı.

Bin metrekare üzerine kurulu 6 katlı bina hakkında bilgi veren İl Müftüsü Arif Gökce, binanın yapımının 6 milyon 639 bin liraya mal olduğunu; 100-150 yıla hitap edecek bu binayla jübilesini yaptığını ifade etti.

Kulp araştırılsaydı olmazdı

CHP Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir’in, Amed’in Kulp ilçesinin Karaağaç köyündeki Kur’an kursunda 6 öğrencinin hayatını kaybettiği, 6 öğrencinin de yaralandığı 1 Aralık 2015 tarihinde çıkan yangının ardından Kur’an kursları ve yurtların Meclis tarafından incelenmesi için araştırma önergesi verdi ancak önerge işleme konulmadı. CHP’li Emir, “Diyarbakır Kulp’taki vahim olay sonrası Meclis araştırma yapsaydı belki bugün Adana Aladağ’daki çocuklarımız yaşıyor olacaktı” dedi.

O yurt yasadışı

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Karagöz, Aladağ’daki ortaöğretim yurdunda ölen çocukların yaşlarının o yurtta kalmaya uygun olmadığını, Aladağ’a gittiklerinde sağlıklı bilgi almalarının polis tarafından engellendiğini söyledi.

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Ahmet Karagöz Adana’daki Özel Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu’nda çıkan yangında hayatını kaybeden çocukların orada bulunmasının yasal olmadığını söyledi. 

Neden yasadışı?

Karagöz, şunları söyledi: “Bu yurt yasal bir yurt değildi. Orada kalan çocukların yaşları 10-13 arası. 5661 sayılı yasa ile 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye (KHK) göre tüzel kişiler ve şahıslar ilkokul ve ortaokul seviyesinde yurt açamazlar. Ama yoksul aile çocukların devletin göz yummasıyla birlikte bu tür yurtlarda kaldıklarını; bazı durumlarda tacize, tecavüze, şiddete uğradıklarını görüyoruz. En son Aladağ’daki katliamla birlikte yaşamlarına son verildiğini üzülerek öğrendik.

Adına bile uyulmamış

Yurdun adında ortaöğretim geçiyor ama çocukların yaşlarına baktığımızda ilköğretim seviyesinde olduklarını görüyoruz. Bu yurtlarda kalmalarına göz yumanlar bu işin sorumlularıdır. Çocuklarımızı cemaatlere kendi ideolojilerini açıklamak üzere teslim edenler bu işin sorumlularıdır. Bunun hesabını yargı önünde vermeliler.”

Çocuklar burada olmamalıydı

Karagöz, özel yurtların da Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı olduğuna dikkat çekti, yurtta denetimin yapılıp yapılmadığına dair bir bilgileri olmadığını söyledi. Karagöz, “Ancak denetim yapılmamış gözüküyor, yapıldıysa da göz yumulmuş; yapılsa bu çocukların bu yurtlarda olmaması gerekirdi” dedi.

Devlet güçleri devrede

Ahmet Karagöz akşam saat 19.20 civarı haberi alınca bir komisyon oluşturduklarını ve hemen Aladağ’a doğru yola çıktıklarını anlattı. Ancak orada gözaltına alınarak sağlıklı bilgi alıp kamuoyuyla paylaşmalarının engellendiğini vurguladı. Karagöz, şöyle konuştu: “Emniyet Müdürlüğü’ne götürülüp iki saat süreyle gözaltında tutulduk. İki saat sonra bakanlar buradayken gerginlik yaşanmasın diye götürdüklerini söyleyip kimliklerimizi iade ettiler.

Gittiğimizde orada güvenlik tedbiri had safhadaydı ama keşke güvenlikle ilgili çocuklar ölmeden çalışılsaydı, gerekli denetimler yapılsaydı, bu tedbirlere de gerek kalmayacak, çocuklarımız da yaşıyor olacaktı.” 

Süleymancılar kimdir?

‘Süleymancılar’ adını Süleyman Hilmi Tunahan’ın bağlılarından alıyor. Süleyman Hilmi Tunahan, 1888 yılında Bulgaristan’ın Silistre kentine bağlı Razgrad kasabasının bir köyünde dünyaya geldiler. Kendi iddiasına göre soyu Fatih Sultan Mehmet tarafından Tuna Hanı ünvanı verilen Seyid İdris’e dayanıyor. 

Eğitiminin ardından İstanbul’da müderrislik yapar. Cumhuriyet ile birlikte vazifelerinden olunca 1930’da İstanbul’dan ayrılarak Çatalca’nın Kabakça köyünde bir çiftliğe yerleşir. Ayrıca gaz yağı satan bir şirketin Trakya ana bayiliğini alır. Burada ders vermeye devam eder. Silivri’de meşe kömürü yapmak üzere kiraladığı ormanın bir bölgesinde de bunu sürdürür. Buralarla yetinmeyin 1933’te Torosların bazı köylerinde hem mandıracılık yapar hem de eleman yetiştirir. Yine Adapazarı’nda bir kiremit fabrikası satın alır, bu bölgede eleman devşirir. Tunahan, bir taraftan da İstanbul’da vaiz olarak görev yapar.

1950’den sonra daha da büyür. 1951 senesinde Üsküdar Çamlıca’daki bir köşkte ilk yatılı Kur’ân Kursu’nu açar. Yetiştirdiği elemanları ve Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ a yayar.

“Canlı kitap yetiştirmeyi daha lüzumlu buldum” diyerek sadece “Kur’ân-ı Kerîm okumasını öğreten bir elifbâsı“ dışında yazılı bişey bırakmadı. Öğrencilerinin onun anlatımlarından tutukları notlardan iki kitap da oluşturulmuş.

Süleyman Hilmi Tunahan, 16 Eylül 1959’daki malikanesinde öldü. Ancak devşirdiği insanlar, çeşitli meslek gruplarına yayılmakla kalmadı, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın bütün kentlerinde “talepe yurdu ve kuran kursu” adı altında dev bir network oluştu.

33. halka iddiası

Tunahan, amelde Hanefi, itikatta Matüridî mezhebine mensup olup meşreben Nakşî idi. Kendisinin ve elbette takipçilerinin iddiasına göre Silsile-i Sâdât’ın 33. ve son halkasıydı. Ebu Bekir ile başlatılan bu silsilenin 33. halkası üzerine tarikatlar arasında devam eden bir tartışma var. Süleymancılar’a göre 15. sırada Muhammed Bahâüddin Nakşibend var, 33. sıradaki de kendi tabirleriyle  Ebu’l-Fârûk Süleyman Hilmi Silistrevî dışında başkası değil.

Neden Fatih Sultan?

Yurtlarındaki eğitimlerde sürekli İstanbul’u işgal eden Sultah Mehmet kutsanır ve methiyeler dizilir. Bunun sebebi Süleyman Hilmi’nin kökenini oraya dayandırması. Çünkü Seyid İdris’in aynı zamanda Osmanlıların damadı olduğu iddia ediler. Bunun için de “Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri” derler. 

Süleymancılar hep el üstünde

Süleymancılar, bugüne kadar hep el üstünde tutuldu. Tunahan’dan sonra postuna oturan damadı Kemal Kaçar oturdu. Kaçar, Demirel ve Özal’a yakın durdu. Onun ölümüyle Tunahan’ın iki torunu Arif Ahmet Denizolgun ve Mehmet Denizolgun tahtı paylaştılar. Arif Denizolgun, Refah Partisi iktidarında Ulaştırma Bakanı oldu. Denizolgun bu sene ölünce de ablasının oğlu 34 yaşındaki Alihan Kuriş, Süleymancılar yeni lideri oldu. Fethullahçılar’ın tasfiyesiyle en çok nemalanan dinci gruplardan biri de Süleymancılar oldu.

Zikir ve müritlik

Süleymancılar, Ebu Bekir’e dayandıklarını iddia ettikleri için sesli zikir yapmazlar. Rabıta alan elemanları sessiz zikir yaparlar. Burdaki usulun kaynağı ise Süleyman Hilmi’nin şu yalanına dayandırır. “Babam Osman Efendi, İstanbul’da tahsiline devam ederken, dikkate şâyân bir rüya görür. Rüyasında, vücudundan kopan bir parçanın gökyüzüne çıkıp dünyaya ışık saçtığını görür ve rüyasını ‘sulbünden gelecek bir evladının dünyayı mânen aydınlatacağı’ şeklinde tabir eder.” İşte bunu baz alan elemanlar, gözlerini kapatıp dualar okurken cemaatin önünde oturan Süleyman Hilmi’yi hayal ederler. Alınlarından kalplerine doğru yola çıkan nefislerinin irini, Süyelman Hilmi’den gelen nurla bertaraf edilir. Böylece ‘olur’ ve zikir tamamlanır.

Yeni Özgür Politika

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.