Öne Çıkanlar Donald Trump Cem Özdemir ÖZERKLİK VE ULUSLAR ARASI KORUNMA İSTENİYOR Ağrı Belediyesi Eş Başkanları Sırrı Sakık ESAD

Bu haber kez okundu.

"Eğer Batı birisine diktatör diyorsa benim indimde o iyidir!"

ROJHABER - Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerinin geleceğine ilişkin olarak, yarın Avrupa Parlamentosu'nda yapılacak oylamayla ilgili, "Peşinen ifade etmek isterim ki; şu anda söylüyorum ekranları başında tüm dünyaya sesleniyorum. Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur" dedi. Erdoğan, "AP'nin böyle bir oylamaya gitmeye tenezzül etmesi dahil, terör örgütlerine kol kanat gerdiğinin ifadesidir" görüşünü dile getirdi.

Erdoğan, Batı'yı kastederek, "Bunlar birisine 'Diktatör' diyorsa benim indimde o iyidir. Bunlar birisine artık diktatör diyorsa ben ona gayet iyi diyeceğim" diye konuştu.

İstanbul'da düzenlenen İslam Konferansı Örgütü Ekonomik ve Ticari İş Birliği Daimî Komitesi'nin 32'nci toplantısında konuşan Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Türkiye ve kıtaların, medeniyetlerin buluştuğu İstanbul'a hoş geldiniz. Bugün İstanbul'da dünyanın farklı köşelerinde dini, mezhebi ne olursa olsun milyonlarca mazluma umut vermek üzere toplanmış bulunuyoruz. Kalplerin nasırlaştığı, gözlerin para hırsıyla körleştiği bir zamanda paylaşarak hep birlikte kazanmanın mümkün olduğunu göstermek için beraberiz. İslam aleminin temsilcileri olarak, daha adil, daha huzurlu bir dünyanın mümkün olduğunu ortaya koyabilmek için bir aradayız. Çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlamak için buradayız. İstişare eden, zillete düşmez emri mucibince meselelerimizi, gönlümüzle dilimiz arasına perde koymadan konuşmak için buradayız.

"Zaman zaman umut pınarlarımızın kuruduğunun da farkındayım"

Fikirleri, eleştirileri, teklifleriyle toplantımıza katkı sunacak tüm kardeşlerime, tüm misafirlerimize de şimdiden teşekkür ediyorum. Değerli kardeşlerim; dünya, özellikle de içinde yer aldığımız bölge uzun bir süredir buhranlarla boğuşuyor. Küresel sistemdeki fay hatlarının hareketlendiği, kırılmaların, sarsıntıların hatta Suriye ve Irak'ta olduğu gibi devletleri alt üst eden depremlerin yaşandığı dönemden geçiyoruz. Hepimiz de bu kritik süreçten etkileniyoruz. Dünya siyasetini meşgul eden krizlerin tamamı İslam ülkelerinde vuku buluyor. Müslümanlar olarak adeta dünyanın yükünü omuzlarımızda taşıyoruz. Filistinli çocuklar, Türkistanlı mazlumlar, Suriyeli çocuklar... Kendilerinin dahili olmadığı meselelerin acı sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda bırakılıyor. Coğrafyamızdan yansıyan haberler, her insanı derinden yaralıyor. Aklımızın alamayacağı, vicdanlarımızın asla kabul edemeyeceği hadiseleri, televizyon ekranlarında gördükçe kahroluyoruz. Daha birkaç gün önce hemen yanı başımızda, doğu Halep'teki sivillere hizmet veren son hastane rejim ve destekçileri tarafından enkaza çevrildi. Son bir yıl içinde Akdeniz'in suları, 5 bin mazluma mezar oldu. Suriye ve ırak'Taki iç savaşın Avrupa'ya göçe zorladığı 14 bin çocuğun nerede olduğu bilinmiyor. Bize her fırsatta insan hakları dersi veren ülkeler, kendilerine sığınan çocuklara sahip çıkmadılar. Bu salondaki herbir kardeşimin, terörden çatışmalara, iç siyasi problemlerden ekonomik zorluklara birçok imtihanla yüzleştiğini biliyoruz. Okuduklarımız ve şahit olduklarımız karşısında zaman zaman umut pınarlarımızın kuruduğunun da farkındayım. Her şey zıttıyla kaimdir. İmtihan ne kadar ağır ise mükafat da o kadar büyüktür. Bakınız bizde çok veciz bir söz var, atalarımız "Kul sıkışmayınca hızır yetişmez" derler. Yani, sıkıntıda olan, dara düşen ve kendisine inanan insanları yüce Allah darda koymaz. Onlara en zor anlarında muhakkak yardım eder. 

40 yıllık siyasi hayatımızın en zor dönemlerinde Allah'ın yardımını, rahmetini her zaman yanımızda hissettik. Bunun en son örneği 15 Temmuz'da yaşadıklarımızdır. Kardeşlerim, 15 Temmuz gecesi neler yaşadığımızı, nasıl bir badire atlattığımızı eminim hepiniz duydunuz. O gece silahlı kuvvetlerimizin içine sızmış bir avuç terörist, Pensilvanya'daki terörist başlarından aldıkları emirle, milletimizin parasıyla aldığı silahları milletimize çevirdiler. Helikopterlerle, tanklarla, toplarla, ölüm kusarak milletimizin iradesini gasp etmeye çalıştılar. Fethullahçı terör örgütü militanları tarafından 15 Temmuz gecesi 248 vatandaşımız, 2193 insanımız da gazi oldu. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyor, yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Karanlık başlayan bir gecenin sabahı, rabbimin yardımıyla apayrı vuku oldu. 

"Benim özel kalemime girmiş,
ben bilmiyordum"

Kardeşlerim, F-16'lardan yağan bombalar ve silahlarla taranan millet, hiçbir zaman bunlardan kaçmadı. Tam aksine üstüne üstüne gitti. Çünkü onların üstüne giderken benim milletim şehadeti görüyordu. Rabbimin vaadini görüyordu. Onların üstüne giderken milletimin geleceğini, demokrasiye olan inancını görüyordum. Dünyanın her köşesinde milyonlarca Müslüman, tıpkı yüz yıl önce Çanakkale'de olduğu gibi bizler için dua etti, meydanları doldurdu. Sizin bu vefanızı asla unutmayacağız. Manevi desteğinizin FETÖ ile mücadelemizde sürdüğünü görmekten memnuniyet duyuyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler oy birliği ile FETO'yu terör örgütü ilan ettiler. Bir kez daha ifade etmek istiyorum, Fethullahçı terör örgütü ve kendinin Mehdi olduğu hezeyanına kapılan Pensilvanya'daki ele başı, sızdıkları tüm ülkeler için büyük bir tehdittir. Bu örgüt, bulundukları ülkelerde o yöneticilerin çocuklarını kendi okullarında okutuyor. Unutmayın, bu çocukların hepsi yarın o ülkenin üst makamlarında görev alacaklar. Belli yerlere gelecekler, hatta gelmeye başladılar. Bir devlet başkanı dostum öyle dedi, "Benim özel kalemime girmiş, ben bilmiyordum" dedi. Bu ne demektir? Bomba hareme girmiş. En hassas yere girmiş. Orada ne oluyor, ne bitiyor her şeyi takip ediyor. Bir kardeşiniz olarak biz yaşadığımız bu darbeyi sizlere anlatmak zorundayız. Bizde 40 yıl çalıştılar. 40 yıl içerisinde silahlı kuvvetlerimize, adalet teşkilatımıza ve tüm buralarla birlikte bakanlıklarımıza sızdılar. Buralarda bu darbe girişiminin adımını attılar. Bu örgüt, günümüzün Neo Haşhaşileridir. Eğitim, diyalog, hayır gibi kavramların perdesini kaldırdığınızda göreceğiniz şey, riyadır. İftiradır, hırsızlıktır, kindir, kandır. Ülkemizde son yıllarda işlenen siyasi cinayetlerden terör olaylarına, ekonomik buhranlara birçok hadisenin arkasında bu örgütün olduğunu artık çok iyi görüyoruz.

"Oylamada çıkacak sonuç
ne olursa olsun kıymeti yoktur!"

Değerli kardeşlerim, kardeşin halinden yine kardeş anlar. Sizlerin sergilediği dayanışmanın onda birini batılı kurum ve kuruluşlar göstermedi. Milletimiz, Batı tarafından haksız ithamlarla muhatap oldu. Demokrasiye sahip çıkan bu millet adeta cezalandırılıyor. Bu iki yüzlü tutum halen devam ediyor, Türkiye'ye yönelik algı operasyonları azalmak yerine artıyor, yarın AP'de bir toplantı olacak ve Türkiye'nin AB müzakereleri için oylama yapacaklar. Peşinen ifade etmek isterim ki; şu anda söylüyorum ekranları başında tüm dünyaya sesleniyorum. Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. 15 Temmuz gecesi demokrasi ve istiklali için canını ortaya koymuş milletin iradesini hiçbir terazi sarsamaz. Türkiye'nin terörle mücadelesi, orada ellerin havaya kalkıp inmesiyle kesilmeyecektir. Bu ülke, tatlı su demokratlarına, demokrasi için canını verebileceğini ispat etmiştir. Bu oylamanın açık bir bağlayıcılığı olmasa da verilmek istenen mesajı yansıtmaktadır. AP'nin böyle bir oylamaya gitmeye tenezzül etmesi dahil, terör örgütlerine kol kanat gerdiğinin ifadesidir. 

 

"Eğer Batı birisine diktatör
diyorsa benim indimde o iyidir!"

Bunların PKK'yı terör örgütü ilan etmesi samimi değil. Türkiye'den kaçan teröristler oraların meydanlarında nutuk atıyor, bu nasıl bir yaklaşımdır. Biz AB'nin değerlerine birçok AB üyesi ülkeden daha fazla sahip çıktık. Ancak somut bir destek görmedik, üstüne üstlük verilen sözler de yerine gelmedi. Gelin artık tavrımızı ortak belirleyelim, artık biz sömürülen ülkeler olmaktan çıkalım, yıllarca Afrika ülkelerini nasıl bu Batı'nın sömürdüğünü gittiğimde bana kendileri anlatıyorlar. O altınları nasıl çıkarıp aldıklarını kendileri anlatıyorlar. Gelin artık buralarda kendi geleceğimizi kendimiz belirleyelim. En son Amerikan Kongresi'nin 11 Eylül'e ilişkin aldığı kararı biliyorsunuz değil mi, dediler ki bu iki kuleyi Suudi Arabistan vurdu, öyleyse bedelini alacağız. İsteyen Suudi Arabistan aleyhinde dava açabilir, açmaya başladılar. Böyle mantıksız bir şey olabilir mi, her ülkenin içinden terörist çıkar. Sen şimdi benim ülkemden terörist çıktı diye nasıl bir ülkeyi cezalandırıyorsun. Kuveyt Türk'e, teröre destek verdikleri düşüncesiyle  aynı numarayı çevirmek istiyorlar. Sayın Genel Sekreterim bunlardan haberiniz yok mu, böyle saçmalık olamaz. Bakın oyun yine İslam ülkeleri üzerinde. Yani biz terörist yetiştiriyoruz, onlarda hiç böyle bir şey söz konusu değil. Bütün bu kararlar çifte standartın yansımasıdır. Müslümanlara yönelik ırkçı saldırılar, ötekileştirmeler maalesef her geçen gün artıyor. Hemen her gün Müslümanlara ait kurumlar, iş yerleri saldırıya uğruyor, camilerimizi yakıyorlar, Müslüman kardeşlerimizi dövüyorlar. Bunlar Avrupa'da oluyor. Bu çifte standart karşısında artık sesimizi ve tepkimizi yükseltmemiz gerektiğini düşünüyorum. 

Eli kanlı tiranları kırmızı halılarda ağırlamayı, kendilerini eleştirenlere "Diktatör" demeye devam edecektir. Bunlar birisine "Diktatör" diyorsa benim indimde o iyidir. Bunlar birisine artık diktatör diyorsa ben ona gayet iyi diyeceğim. Bunların oyunlarına gelmeyelim. ABD'de biliyorsunuz Trump seçimleri kazandı. "Diktatör" demeye başladılar, sokaklara döküldüler. Hani demokrattınız, demokrasi sandık değil mi? Sandıktan çıkan neticeye niye saygı duymuyorsunuz.

Zirvede önümüzdeki 10 yıl boyunca çalışmalarımıza ışık tutacak çok önemli bir dökümanı, 2025 eylem planını kabul edip yürürlüğe koyduk. Bu vesileyle İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Genel Sekreteri ile İslam Kalkınma Bankası'nın yeni başkanını tebrik ediyorum. Malumunuz olduğu üzere 2012 yılında kabul edilen İSEDAK stratejisi bu çatı altında 1984 yılından beri kesintisiz devam eden ekonomik stratejilerimize ivme kazandırdı.

Ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişkileri ve ticaret hacmimizi artırmamız gerekiyor. 2015 yılında 347 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmış bulunuyoruz. Yeni eylem programında teşkilat içi programda, ticarette yüzde 6 oranında bir artış olmasını bekliyoruz.

İslami finans 2015'te 2.1 trilyon dolar oldu. İslami finans ve varlık temelli yaklaşımla krizlere deva olacak çözümleri önemsiyorum. Onun için de "Faizsiz, faizsiz" onu konuşuyoruz da, uluslararası döviz baskısından nasıl kurtulacağız? Bunun adımlarını atmakta yarar görüyorum. Para birimde, hatta altına yönelik adımların atılmasından yanayım. Biz bunları artık, şu veya bu parayla değil, gelin bu paraları altına dönüştürelim ve altınla ifade edelim. Altınla ifade ettiğimiz zaman o paraların baskısı altında kalmayız. Bu sistemin potansiyelinin, mevcut rakamın çok daha üstünde, 7 trilyon dolar civarında olduğu ifade ediliyor. 

Özellikle İSEDAK Gayrimenkul Kıymetler ve Altın Borsalarının kurulması yönündeki çalışmaları d ayakından takip ediyoruz. İnşallah bu çalışmaların kısa sürede tamamlanarak ülkemizin istifadesine sunulacağını ümit ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.