Öne Çıkanlar Donald Trump Cem Özdemir ÖZERKLİK VE ULUSLAR ARASI KORUNMA İSTENİYOR Ağrı Belediyesi Eş Başkanları Sırrı Sakık ESAD

Bu haber kez okundu.

Cahit Mervan: Türk işgalciliğini gizlemek Rudaw’a kaldı

ROJHABER - Artık çok sık değil, ara sıra PDK’nin yayın organı Rudaw’ın internet sitesine göz atıyorum. Bunun nedeni giderekten daha çok havuz medyasına benzemesinden dolayıdır. Doğrusu aslı varken, kopyasına hem de ‘’Kurdi’’ olanına bakmak bazen yaralayıcı, hatta çoğu zamanda mide bulandırıcı olabiliyor.

Rudaw yayına başladığından buyana Türk devletinin PKK’nin şahsında Kürtlere karşı uyguladığı ‘’düşman hukukunun’’bir tarafı oldu. Çoğu kez Kürt Özgürlük Hareketine karşı Türk medyasının ve devletinin tezlerini, görüşlerini savundu. Onun manipülasyonunun bir aracı haline geldi. Son dönemde bütün Kürtlere, özelde ise Rojava Kürdistan’ı ve  Şengal’e karşı açıktan ‘’düşman hukuku’’ uygulayan Türklerin yedeğine düştü. Bazen bunu çok kabaca yaptı, bazen de masum görünerek, gazeteciliğin inceliklerine sarılarak yaptı. Bunun sayısız örneklerini sayabilirim. 

Mesela…

En son Rudaw’a göz attığımda Kürdistan Yurtseverler Birliği Polit büro üyesi Sedî Ehmed Pîre ile yapılan bir söyleşi ile karşılaştım. Pîre daha öncede ANF’ye bir söyleşi vermişti. Bu nedenle ilgim daha arttı. En azından bir karşılaştırma yapma olanağı bulacaktım. Söyleşiyi okuduğumda doğrusu YNK politbüro üyesinin nabza göre şerbet vermediğini gördüm.

Ama sorun zaten Pîre’nin söyledikleri ile ilgili değil. Kafama takılan Rudaw’in söyleşiye bulduğu başlık ve 21. sorusuydu. 

Söyleşi ‘‘Ma qey me hebûna PKKê ya li Qendîlê çareser kir?‘‘ başlığıyla verilmiş.

Bundan ne var diyeceksiniz? Bence de bir şey yok. 

Ancak söyleşinin ağırlıklı bölümü PKK, Qandil ve Şengal ile alakalı değil. Her nedense başlığa ‘‘sanki biz PKK’nin Qandil’deki varlığını çözdük mü‘‘ sözü uygun görülmüş. 

Bu başlığın tesadüfen seçilmediğini söyleşiyi okuyunca anlıyoruz. Aslında söyleşinin içinden başlığa çıkarılacak çok daha çarpıcı sözler var. 
 
Mesela: ’’Mesut Barzani’nin çevresi onu yanlış yönlendiriyor’’
 
Elbette ki her zaman başlığa çektiğiniz sözler söyleşinin ağırlıklı bölümü ile alakalı olmayabilir. Çarpıcı bulursunuz ve daha çok okunması için en az soru sorduğunuz konuda söylenenleri başlığa koyarsınız. Bunda da bir sorun yok.  
 
Ancak kazın ayağı bu görünen kısmı ile ilgili değil. 

Neden mi?

YNK Politbüro üyesi Pîre ile yapılan söyleşi oldukça uzun. Saydığım kadarıyla 24 sorudan oluşuyor.  İlk 20 soru Kürdistan bölgesi ile Bağdat ilişkileri, Goran Hareketi’nin son tutumu, YNK’nin buna bakışı, YNK-PDK ilişkileri, para dağılımı, petrol gelirleri, seçimler,  Goran’ın hükümetten çekilmesi gibi Federal Kürdistan’ın ‘’iç işleriyle’’ilgili sorular sorulmuş. Sonra araya İran’a ilişkin bir soru sıkıştırıldıktan sonra aynen şöyle bir soru yöneltilmiş:

’Tirkiye hebûna hêzên PKKê li Şingalê rexne dike?’’

Yani ‘’Türkiye Şengal’de PKK güçlerinin varlığını eleştiriyor?’’

Evet yanlış okumadınız, Türkiye PKK’nin Şengal’deki varlığını eleştiriyormuş!!!

Türkiye açısından, ne ince bir tutum, ne nazik ve medeni bir davranış, öyle değil mi? 

Eleştiriyormuş, o kadar. 

Erdoğan bu soruda geçen ’’eleştiri’’ kelimesini duysa kesinlikle Rudaw’ı ve patronlarını fırçalar. Çünkü Erdoğan’a birebir bağlı gazeteler, köşe yazarları, onun tetikçi kiralık kalemleri dahi onun tehdit, şantaj ve işgalci tutumunu ’’eleştiri’’ gibi masum, anlaşılır bir seviyeye çekerek yumuşatmıyorlar.

Mesela Erdoğan en son Şengal konusunda şunları söyledi:

“PKK şimdi Kandil'in yanında yeni bir adım daha atıyor. Nedir bu adım? Sincar'ı da kendisi için aynen Kandil gibi bir terör bölgesi yapmak istiyor.  Sincar'ın ikinci Kandil olmasına izin vermeyeceğiz, hesabını soracağız.”

Adam bu kadar net.  Kürt düşmanlığında hiç kıvırmaya çalışmıyor. Şengal’ı da işgal ederim, Güney’e de girerim. El-Bab’ı da alırım, Rojava’yı da başınıza yıkarım diyor. Bunun başka bir tercümesi var mı? 

Çünkü Kürdistan’ın diğer parçalarını, Suriye, Irak topraklarını babasının tarlası olarak görüyor. Ortada Rudaw’ın yutturmaya çalıştığı gibi-hoş göstermek istediği gibide anlayın- Türkiye’nin PKK’nin Şengal’daki gücüne ilişkin bir eleştirisi söz konusu değil. Erdoğan açıktan Şenagl’ı işgal ederim diyor. 

​Durum bu kadar net iken ’’Türkiye Şengal’de PKK güçlerinin varlığını eleştiriyor?’’ diye bir cümle kurmak veya muhatabına böyle bir soru yöneltmek bir cehalet sonucu değil. Bu bilinçli bir karatma girişimidir. Türkiye’nin Şengal başta olmak üzere Rojava ve tüm Kürtlere karşı uyguladığı ’’düşman hukukunu’’ gizlemektir. İşgalcileri hoş göstermek, kendi topraklarını savunan, o halkın evlatları olan özgürlük savaşçılarını ‘’sorunmuş’’ gibi sunmaktır. 

Kaldı ki YNK politbüro üyesi Pîre, Rudaw’ın Erdoğan’ın işgalci politikalarına çanak tutan sorusuna karşılık‘’Şengal Türkiye’nin içinde bir yer değil’’ diyerek Erdoğan kirli politikalarına dikkat çekiyor.   

Ama Rudaw, Pîre’nin olumlu anlamda kullandığı bir cümleyi söyleşinin başına çekerek PKK’yi bir sorunmuş gibi göstermeye çalışıyor. Utanmadan Türkiye’nin işgalci ve faşist politikalarına çanak tutuyor. 

Yani Rudaw’ı işgalciler rahatsız etmiyor. Onu daha çok Şengal’de DAİŞ’e karşı direnen, Kürtlerin onurunu, toprağını savunan güç,  yani PKK rahatsız ediyor.

Yani bu işte var bir kuyruk acısı, amma velakin….  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mirza 6 gün önce

Pkk nin şengaldeki kolumu ve durumu kürdlere hizmet eden bir durum değil pkk Amedi serhedi botanı dersimi çıkılmaz hale getirdiği gibi şengalide o hale getirmek istiyor