Öne Çıkanlar Donald Trump BAKAN VE İSTANBUL BELEDİYESİNE UYARI ÖZGÜRLEŞTİRME HAMLESİNDE YPJ AKTİF BİR ROL OYNUYOR Zübeyir Putin

Bu haber kez okundu.

'Şanghay İşbirliği Örgütü, AB'ye alternatif değil tamamlayıcı güç'
ROJHABER - Ankara Politikalar Merkezi kurucusu Hasan Kanbolat, Şanghay İşbirliği Örgütü'nü AB veya NATO'ya alternatif görmenin yanlış olduğu görüşünde. Türkiye'nin büyüyen nüfusuyla bölgede yeni ittifaklar arayışına girmesinin doğal olduğunu belirten Kanbolat, "Türkiye ŞİÖ'ye üye olarak AB'ye alternatif değil, tamamlayıcı ilişkiler içerisine girebilir" dedi.

Bir yanda Avrupa Birliği ile kopma noktasına varan müzakereler diğer yanda ABD ile gerilen ilişkiler derken Ankara’nın bir süredir dillendirmeyip rafa kaldırdığı Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) üyelik talebi yine gündeme taşındı.

Rusya’dan uzmanlar, bu talebe olumlu bakmakla birlikte, böylesi bir durumda Türkiye’nin NATO’dan ayrılması gerekeceğine dikkat çekerken, Çin, konunun değerlendirilebileceğini duyurdu. Peki ŞİÖ, AB’ye alternatif olabilir mi? Ankara Politikalar Merkezi kurucusu ve Yönetim Kurulu üyesi Hasan Kanbolat ile konuştuk.

'ŞİÖ'YÜ AB VEYA NATO’YA ALTERNATİF GÖRMEK YANLIŞ'

Şanghay İşbirliği Örgütü’nin AB’ye veya NATO’ya alternatif bir örgütlenme olmadığının altının çizen Kanbolat, bir ittifak örgütünden çok bir dayanışma örgütlenme yapısının olduğunu belitti. Kanbolat, ŞİÖ’yü genel hatlarıyla şöyle anlattı:

"ŞİÖ, 1996 yılında Şanghay Beşlisi olarak kurulmuştu. Rusya ve Çin’in önderliğinde Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan eski Sovyet ülkeleri ile katılımıyla 5 ülke arasında kurulmuştu. 2001 yılında da Özbekistan katıldı. Örgüt Şanghay İşbirliği Örgütü adını aldı. 2001’de biraz daha kurumsallaştı. Şu anda altı üyesi, altı gözlemcisi var, altı da diyalog ortağı var. Gözlemciler Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. Hindistan 2014 yılında, Pakistan ise 2006 yılında üyeliğe başvurusunu yapmıştı. 2017 itibariyle de üyelikleri kesinleşti. Diyalog ortakları ise Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Kamboçya, Nepal ve Sri Lanka olarak görülüyor. Bölge olarak bizim Şanghay İşbirliği Örgütü ile bir dirsek teması Ankara’nın bulunuyor. Örgütün sekreteryası Pekin’de. Özbekistan’ın katılımından sonra bölgesel terörle mücadele birimi kuruldu. Bunun da sekreteryası Taşkent’te. Bir devlet başkanları konseyi, hükümet başkanları konseyi, dışişleri bakanları konseyi ve bölgesel anti-terör yapısı bulunuyor. Fakat bu yapı güvenlik açısından bile bir NATO gibi yapı değil. Bu ileride bir askeri yapıya evrimleşir mi? Bir kutup haline gelir mi onu şu anda kestirmek mümkün değil.”

'AVRASYA EKONOMİK BİRLİĞİ AB'YE ALTERNATİF OLABİLİR'

Türkiye için bölgede Avrupa Birliği’ne alternatif olarak ŞİÖ değil, Avrasya Ekonomik Birliği’nin gösterilebileceğini belirten Kanbolat, Türkiye’nin ŞİÖ’ye girmesi veya yakınlaşmasının bir alternatif arayışından kaynaklanmadığını daha ziyade ŞİÖ’yü bir tamamlayıcı güç olarak gördüğüne dikkat çekti: 

"Rusya’nın öncülüğünde Kazakistan Ermenistan Belarus ve Kırgızistan’dan oluşan bir hem insan hem sermaye hem de ürünlerin serbest dolaşımını içeren Avrasya Ekonomik Birliği ancak AB’ye alternatif olabilir. Onun dışında bölgemizde bir alternatif bulunmuyor. Türkiye kanaatimce ŞİÖ’ye girerek veya yakınlaşarak AB’ye alternatif değil ancak tamamlayıcı ilişkiler içerisine girebilir. Bunun dışında bir alternatif söz konusu değil.”

'ORTA ASYA'NIN EN BÜYÜK KORKUSU ÇİN'

Şanghay İşbirliği Örgütü’nün daha sık konuşulmasının bile Türkiye açısından bu örgütün öneminin arttığına işaret ettiğini savunan Kanbolat, sorunlu alanlara şu sözlerle açıklık getirdi:

"Ama bu kutup haline gelmiyor. Orta Asya’ya baktığımız zaman bir Kırgızistan’la ya da Kazakistan’la Batı’nın ilişkileri, son derece iyi bir durumda. Burada Orta Asya’nın asıl amacı Batı’nın girişini değil Çin’in girişini engellemek. Orta Asya’nın bütün korkusu da Çin. Çünkü Kırgızistan dediğimiz devlet 5 milyon nüfuslu, Ankara’dan küçük bir nüfusa sahip. Ama altında 1 milyar 300 milyon nüfus var. Onun baskısı altında. Aynı şekilde Kazakistan. Türkiye’nin dört katı bir büyüklükte ancak İstanbul kadar bir nüfusa sahip. Onların ana korkusu Batı değil Çin.”

'RUSYA, BATI İLE DE İTTİFAK ARIYOR'

Rusya’nın doğalgaz için yeni pazarlar arayışında olsa ve doğalgazını Çin’e satsa da yine de iki güç arasında bir bilek güreşinin sürdüğüne işaret eden Kanbolat, "Rusya bir yandan da Sibirya’ya Çin’in girişini ve Çin vatandaşının girişini engellemek istiyor. Çünkü Sibirya’daki bir Yakut Cumhuriyeti, şimdiki adıyla Saha Federe Cumhuriyeti Hindistan büyüklüğünde bir cumhuriyet ama 1 milyon nüfusu var. Bomboş bir arazi. Bundan ötürü Rusya bu bölgede de Batı ile bir ittifak halinde Çin’e karşı. Yani bölge değişiyor” vurgusu yaptı.

'ÇİN BÖLGEDE EKONOMİK VE SİYASİ DAYANIŞMA ZEMİNİ İSTİYOR'

Çin’in oluşan bu baskı ortamına karşı ‘İpek Yolu'nu yeniden canlandırmak’ gibi projelerle kendisine siyasi ve ekonomik dayanışma zemini oluşturmaya çalıştığına vurgu yapan Kanbolat, şu tespitlerde bulundu: “Güney Çin Denizi’nde de başta Vietnam olmak üzere Kamboçya Filipinler burada da Çin’e karşı bir ittifak görüyoruz. Burada da Çin’in bir baskısı var. Çin burada büyük bir güç haline gelmiş durumda. Bundan dolayı Çin eski İpek yolu hem denizden hem de karadan ülkeleriyle siyasi dayanışma zeminini de oluşturma peşinde. Kendisi de hem ekonomik hem siyasi bir hinterlant. Yeni bir çıkış noktası arayışı içerisinde. Bunlar gayet normal noktalar. Çünkü Çin artık kabına sığamıyor. Bunlar şu an yeni bir bloğun oluştuğunu da göstermiyor.”

'TÜRK AYDINI AB İLE MÜZAKERELERİ DEMOKRASİ ÇITASI GÖRÜYOR'

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında devam eden müzakere sürecinin, hukuki ve demokratik bir çıta olarak görülmesinin Türk aydınının en büyük yanılgılarından birisi olduğunu savunan Kanbolat, “Eğer AB ile, Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle 53 yıldır AB kapısında bulunan Türkiye bu çıtayı kaybederse hangi denizlere açılacak, hangi okyanuslara açılacak ve hangi köpekbalıklarıyla karşılaşacak şeklinde bir korku var. Ben bu korkuyu şu anda yersiz buluyorum. Çünkü sözü edilen ŞİÖ ne NATO’ya ne AB’ye alternatif olabilecek bir örgütlenme değil. Batı’nın karşısında değerlendirilecek bir noktada değil. Ama Türkiye artık 80 milyonluk bir Türkiye. Tabii ki yeni pazarlar açaılıyor yeni ittifaklara gerek duyuyor. Afrika Örgütü’nde bile artık Türkiye’yi görüyoruz. Onun için daha dayanışan dünyaya açılan bir Türkiye’nin ŞİÖ’nün ile yakınlaşmasını da doğal karşılamak gerekiyor” dedi.

'AB İLE DEMOKRASİYİ TAMAMEN ÖZDEŞLEŞTİRMEK DOĞRU DEĞİL'

Avrupa Birliği ile demokrasiyi tamamen özdeşleştirmenin yanlış olduğu kanaatinde olan Kanbolat, “AB dışındaki ülkelerde de demokrasi görüyoruz” dedi.

Kanbolat, Türkiye’deki demokrasinin pek çok Batı ülkesinden daha önce uygulanmaya başladığının altını çizerek, “Türkiye’de demokrasinin kökenleri çoğu Avrupa ülkesinden hatta ABD’den bile tarihsel olarak daha geridir. 1877 yılında ilk yerel seçimleri yapıp sandığı halkın önüne koymuştuk. Yemen dahil olmak üzere bu seçim sandığı konmuştu. Türkiye’nin demokrasisisin köklü olduğunu görmemiz gerekiyor. Çok fazla endişelenmenin anlamı olduğunu düşünmüyorum” değerlendirmesi yaptı.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.