Öne Çıkanlar Donald Trump Putin BAKAN VE İSTANBUL BELEDİYESİNE UYARI Zübeyir DAİŞ ZULMÜNDEKİ KADINLARI ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ

Bu haber kez okundu.

'AB'den uzaklaşma hamlesinin iç politikadaki karşılığı başkanlık'
ROJHABER - AB ile Türkiye’nin gitgide birbirinden uzaklaştığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AB müzakerelerini referanduma götürme sinyali verdiği bir ortamda Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier Ankara’yı ziyaret etti. Alman basını, Steinmeier ile Erdoğan görüşmesinin dostluk havasından uzak olduğunu ve görüşmede ‘Türk misafirperverliğinin de pek hissedilmediğini’ yazdı. Avrupa Parlamentosu da Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin durdurulması için bir girişim üzerinde çalışırken, iki taraf arasındaki gerilim nereye gidiyor?

Sözcü gazetesinin Ankara web temsilcisi Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

'AB İLE KOPUŞU ENGELLEMEK TÜRKİYE’NİN ELİNDE'

AB ile Türkiye ilişkilerinin adım adım bir kopuşa gittiğini belirten Gürcanlı diplomasi dilini sertleştirenin Türk tarafı olduğunu ifade ederek, bu durumun engellenebileceğine dikkat çekti. Steinmeier ile görüşmede PKK ve FETÖ üzerinden yapılan operasyonların daha çok gündeme geldiğini belirten Gürcanlı, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Steinmeier’in bir cümlesi çok ilginç. Bizimkiler diyor ki ‘Neden bu PKK’lıları hapse atmıyorsunuz’ ya da ‘Gülen yandaşları iltica talebinde bulununca kabul ediyorsunuz’, Steinmeier ise ‘Almanya’da suç kanıtlandığında kişiler hüküm giyerler’ cevabını veriyor. Son dönemde Türkiye’de sanki bir kampanya halinde işten çıkarmalar gözaltına almaları görüyoruz. Gazeteciler milletvekilleri gibi görünen figürlerin yanında birçok tanınmayan figür var bunların içerisinde. Yüzbinlerce kişi işinden oldu. Karı koca işsiz kaldılar. Bir kampanya gibi yürüyor ve kimse ne hesap sorabiliyor ne başka birşey yapabiliyor. Sadece herkes boyununu bükmüş bekliyor açıkçası. Biraz bu konuda uyarılar vardı AB’nin tonunda.”

'ANKARA TERÖR, BRÜKSEL HUKUK DİYOR'

Avrupa Birliği dışişleri bakanları toplantısında Türkiye’deki üyelik müzakerelerinin askıya alınması kararının çıkmamasıyla Steinmeier’in ‘eli sağlam’ olarak Ankara’ya geldiği yorumunu yapan Gürcanlı, “Çok daha sert olabilirdi görüşmeler. Fakat hemen bir gün önceki toplantıda Almanya’nın ağırlık koyması ile en azından AB tarafından eleştirileri kesmemek üzerine bir tavır geliştirildi. Onun gücüyle geldi Steinmeier, ona rağmen çok olumsuz geçti. Çünkü hukuk devletinden bahsedildi, Ankara tarafı ‘terör’ diyor, öbür taraf ‘hukuk’ diyor. Böyle bir sağırlar diyalogundan bahsetmek mümkün” yorumunu yaptı.

'BATI KARŞITI DUYGULAR ÜZERİNDEN BAŞKANLIK KAMPANYASI YAPILIYOR'

Ankara’nın bilinçli olarak AB’den uzaklaşma çizgisine kaydığını savunan Gürcanlı, bu durumun AKP hükümeti açısından hem iç hem dış hem de ekonomik gerekçeleri olduğunu söyledi. Gürcanlı, iç siyasetteki başkanlık gündemine vurgu yaparak “Başkanlık gündeminin bir numaraları araçlarından bir tanesi de Türkiye’de zaten var olan Batı karşıtı duygular. Bu arada Batı’nın da her zaman çok iyi davrandığını söylememek lazım. İkiyüzlülükler, çifte standartlar, sadece Kıbrıs’a yapılanlar yeter 2004 yılında. Ama bu iç politika kampanyasına iyi gidiyor” tespitini yaptı.

'SERT SÖYLEMLERİN SEBEBİ BATI’NIN ELEŞTİRİLERİNİN ÖNÜNÜ KESMEK'

Gürcanlı, dış politikada ise Ankara’nın diplomasi tonunu daha da sertleştirerek, sert eleştirilere daha fazla göğüs gerebilmeyi amaçladığı analizini yaparak, “Türkiye’de OHAL var. OHAL bir nevi hukukun farklı işlemesi, biraz hukukun askıya alınması ile bağlantılı bir durum. Avrupa’dan, Batı’dan, demokrasinin en ileri olduğunu söylenen ülkelerden bu konuda eleştirilerin geleceği açık. Biraz hükümet baştan sert çıkarak bunların önünü kesmeyi amaçlıyor."

'ANKARA İLK ADIMI AVRUPA’NIN ATMASINI BEKLİYOR'

Ankara’nın darbe girişiminin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvurulardaki tazminatlardan yakayı sıyırmak için de AB’den kopuşu gözden çıkardığını ifade eden Gürcanlı, idam cezası tartışmalarının da bununla bağlantılı olduğuna vurgu yaptı:  “Türkiye’nin AİHM’i boşa çıkaracak bir hamle yapacağını sanmıyorum. Ama ’Bırakın onlar yapsın’ gibi bir tavrı olduğunu düşünüyorum. İdam cezasını da biraz böyle okuyorum. İdam cezasının çıktığını düşünün. Hem toplumda bunun karşılığı var. Hem meclisteki iki parti bunu desteklediğini açık açık ifade etti. İkisinin toplum çoğunluğu referanduma gidebilecek çoğunluğu sağlıyor mecliste. İdam cezası çıkarsa zaten Avrupa Konseyi bizim üyeliğimizi askıya alacak. Yani onlar yaptı olacak. Biraz da tazminatlardan kurtulacak Türkiye, tabii kısa vadede. Bunların hepsi kısa vadeli bir takım adımlar. Ama şu anda benim gördüğüm hükümet çok da uzun vadeli bir aşamada değil.”

'YEKPARE OLMAYAN BİR AB TÜRKİYE KONUSUNA AKILLI KARAR VEREMEZ'

Brexit’ten sonra Avrupa Birliği'nin dağıldığını, hatta ‘aklının gittiğini’ söyleyen Gürcanlı, bu dağınıklığın Türkiye ile ilişkilere de yansıdığına dikkat çekti. Gürcanlı, Avrupa’nın Türkiye’ye ikazda bulunmak yerine Kopenhag Kriterleri’ne geri dönüş için bir ültimatom vermesinin mümkün olamayacağını belirterek şu tespiti yaptı:

"Yekpare olmayan bir Avrupa Birliği’nin Türkiye konusunda akıllı bir karar verebilecek pozisyonda olduğunu ben düşünmüyorum. Kaldı ki konu insan hakları. İnsan hakları konusunda ‘6 ay boyunca sen ne yaparsan yap’ demek çok mümkün mü ondan da emin değilim. Bir demokratik sistemin, ki AB bunun üzerine kurulu, kendisine üye olmak ya da hali hazırda üye olan bir ülkeye, ‘Tamam sen çok büyük sıkıntıdasın, ama ben sana izin veriyorum, kafamı çeviriyorum, sen bu arada ne yaparsan yap’ deme lüksüne sahip olduğunu da ben düşünmüyorum. AB’den bunu beklemek de çok zor. Avrupalılar da birer demokrasi. Böyle bir karar alsalar yarın öbür gün seçimlerde bu AB ülkeleri liderlerinin karşısına gelir. Yakında Almanya’da Fransa’da seçim var. Düşünebiliyor musunuz, bir taraftan anlayış gösteriliyor, bir taraftan Türkiye’den bir takım haberler sürekli gelmeye başlıyor. Ne olursa olsun Türkiye hala ‘Ben demokrasiyim’ diyor. Hala hukukun üstünlüğünden bahsediyor bizi yönetenler."

'TRUMP’IN SEÇİLMESİNİN YARATTIĞI MUTLULUK HAVASI UZUN SÜRMEZ'

ABD’nin yeni başkanının Donald Trump olmasının Ankara’da sevinçle karşılandığını söyleyen Gürcanlı, "Ben bunu yine Türkiye’nin çok uzun vadeli bakamamasına bağlıyorum. Obama seçildiğinde hemen ilk ziyaret için teklif ona da gitmişti. O dönemde Türkiye’de ‘Biz de Türkiye’nin zencileriyiz’ diye bir söylem vardı. Bizzat şimdiki Cumhurbaşkanının ağzından. Böyle bir benzerlik, bir yaklaşım kurmuştu ABD’nin yeni yöneticisi ile ilk seçildiği günlerde. Şimdi Obama’ya açılan bu kredinin Trump’a açıldığını düşünüyorum. Mutluluksa şurdan geliyor. Hillary Clinton, Obama yönetiminin devamı olarak görülüyordu ve Türkiye çok büyük gerilimler yaşadı Obama ile yönetimiyle. Clinton da ilk dönemlerde Obama’nın dışişleri bakanı olarak Ankara’da o yönetimin bir devamı olarak görüldü. Trump ise yeni bir sayfa. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha iyi anlaşacağını hesapladığı bir isim. Ama bunun kısa vadedeki mutluluk ve dostluk havasının uzun süremeyeceğini ve orta vadede ciddi krizlerin kapıda olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

CEYDA KARAN

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.